2 Aralık 2011 Cuma

Ev sahibi halim

Bu hafta sonu aileler yemeğe gelecek, haftaya cumartesi kızlarım kahvaltıya gelecek. Aman yarabbi ne heyecan ne heyecan! Ama tabi ki hepsi tatlı telaş, tatlı heyecan :) Onları nasıl ağırlayacağım diye diye kafamdan bin tane fikir üretiyorum pek komiğim :)

30 Kasım 2011 Çarşamba

Yalnızlık halim

İki akşamdır eşim işi yüzünden eve geç geldi. Hem de ne geç gelmek, yüzünü bile göremiyorum... Bu iki günde de ben ne yaptım? TEMBELLİK! Spora gidecektik güya gidemeyince evde iş yapar insan di mi? Yok onu da yapmadım yattım iki gün kanepenin üstünde... Hoş iyi geldi, hoşuma gitti ama o sırada da homini gırtlak yedim bir şeyler. Zaten bana evde yalnız olmak katiyen yaramıyor. Anında soluğu mutfakta alıyorum. Neden bilmiyorum ama benim için evde yalnız olmak = tıkınmak... Duygusal yiyici olduğumun bir diğer kanıtı... Pff...

27 Kasım 2011 Pazar

Yakalım gitsin yağları

Spora başlayalı neredeyse 10 gün oldu ama ben son gittiğim üç günü adamdan sayıyorum. Tam anlamıyla spor yapmaya başladığımı hissediyorum artık. Cuma günü ilk grup dersime girdim ve pilatesimi yaptım. Nasıl özlemişim, nasıl mutlu oldum o hareketleri yaparken. Daha önceden sonuna götürdüğüm hareketlerin kimisini tamamlayamadım, artık nasıl bir hamlık olduysa vücudumda ama o zorlanmaya, şu an çektiğim acılara rağmen çook mutluyum. Spor yapmak güzel şey arkadaş :)

Tavsiye ediyorum herkese, hareket edin, spor yapın, mutlu olun, mutlu edin :)

Öpüldünüz şekerler, herkese mis gibi bir hafta!

25 Kasım 2011 Cuma

6 kg halim

En son 16 Eylül'de sizlerle konuşmuşum. Bir daha da konuşmadım neden? Çünkü ben o bütün hafiflik hallerimi geride bırakıp 6 kilo birden alıp bu bloga hafiflik namına yazacak bir şey bırakmadığım için...

Evlilik güzel şey amma işte böyle yan etkileri var. Mutlu olunca yiyenlerden olunca hoppidi hoppidi lüpletiyorsunuz kalorili mamaları. Sonra da ah göbeğim vah göbeğim...Sanmayın ki tek ağırlaşan benim. Sevdiceğim benden beter...

Tabi biz ne yaptık hemen olaya el koymaya karar verdik ve spora yazıldık. Evde yediklerimize ne kadar dikkat etmeye çalışsak da hayatımızdaki hareketsizliği kırmamız gerekiyordu. Mis gibi bir spor salonu bulduk, havuzundan fitnessına, pilatesinden, basketboluna kadar her bir halt yapılabiliyor. Geçen haftadan beri sporluyuz.

Spora başlarken yağ-kas-kilo ölçümü yapılıyor ya, 6 kilo fazlam çıktı. Bu da gösteriyor ki ben evlenirken 66 kiloydum şimdi ise 72 kiloyum. Yani 4 ayda 6 kilo alma becerisi göstererek mis gibi ideal kilomun içine etmişim :) Şimdi tekrardan işin yoksa dön o kilolara.. Ama dönerim biliyorum, geçen sene 74-75'lerden düşmüştüm o kilolara hem de kendi çabalarımla. Şimdi bir de böylesine bir hareket var hayatımda elbet düşerim. Düşerim di mi?

16 Eylül 2011 Cuma

Cuma Halim

Şekerler,
Dün ne demiştik? Yeniden mi Dukan? Yok biz daha Dukan moduna girecek motivasyonda değiliz dün akşam bir kez daha anladım. Ama başka bir şey yaptık. Gittik güzel bir spor salonunu gezdik ve üye olmak için şartları konuştuk. Bakalım eğer ki olursa ki biz olmasını çok istiyoruz :) Sporcu kişiliklerimiz olacak :))

Malum ben pilatesi çok seviyorum. Pilates olan her yere kayıt olabilirim :) Zayıf noktam kendileri. Dün biz gezinirken de pilates yapanları gördüm pek özendim, aralarına karışmak istedim. Ay ne güzel olur.

Eğer spora başlarsak tabi spor yapıyoruz diye yemeklere abanmaya devam etmeyiz ama gidip Dukan gibi sıkı bir beslenme düzenine geçmeyiz. Aslını isterseniz pazartesi günü bir kaç günlük bir atak yapsam mı diye düşünmüyor değilim, bir atak yaptım mı veriveririm iki ayda bedenime kattığım fazlalıkları. Bu arada bu gün tam iki ay oldu :) Tazeliğimiz ne zamana kadar sürecek acaba :D

İşte böyle canlarım, hepimize iyi tatiller öperim :)

15 Eylül 2011 Perşembe

Yoksa yeniden mi Dukan

Tembel blogger Pelin geri geldi :) Yazmayalı neredeyse bir ay oluyormuş. Ne zaman geçti bu süre hiç anlamadım :) Bana sorsan en fazla bir hafta bilemedin iki haftadır yazmıyorum derdim. Zaman hızlı akıyor azizim... 


Neyse en son konuşmamızda bir arkadaşımın Dukan'a başladığını benim de Dukan sayesinde nasıl bu yola girdiğimi kısaca anlatmıştım. Son bir ayda çok şey değişti canlarım. Ben iki kilo aldım. Evlilik fena bir şey, sevdiceğinle yaptığın akşam keyiflerinin tadı bir başka oluyor amma işte böyle kilolarda o keyifle beraber geliyor. Sevdiceğim de zaten son 6 aydır bir kilo problemi vardı. Bu günlerde özellikle bu durumundan duyduğu rahatsızlıktan bahsediyordu. Yardımcı olmak istesem de öğle yemeklerine müdahale edemediğim için ne yapsam bilemiyordum. Efendim bu sabah da bir arkadaşımın 


Facebook'tan "Pelin'in blogundan esinlenerek diyete başlamak... Sevgi ve selam olsun :))" demesiyle kendime geldim. Baktım birileri benim blogumdan ilham alarak hafiflik serüvenine başlıyor ben ise sevdiceğimle aldığımız kiloları nasıl versek diye kara kara düşünüyorum. Bu işe bir el atmaya karar verdim. Yeniden bir Dukan deneyimi yaşayabilirim, hem eşim hem ben beraber yapabiliriz diye düşünüyorum. Protein ağırlıklı olduğu için onunda rahatlıkla uygulayabileceği konusunda ümitliyim. Bakalım az önce aldığım bu kararı sıcağı sıcağına sizinle paylaşıyorum. Gelişmelerle yanınızda olacağım... 


Bu arada Sevgicim bunu okuyorsan, gör bak ben sana ilham verirken sen de bize ilham vermiş oldun. İnşallah hep beraber hafifleriz ;)   


18 Ağustos 2011 Perşembe

Dukan Halim

Az önce bir arkadaşım Twitter'da Dukan Diyetinde ilk günü olduğunu yazınca, hemen olaya müdahale ettim. Biliyorsunuz bu blog Dukan Diyeti sürecimde kendimi motive etmek için açtığım bir motivasyon aracıydı benim için. Gün gün deneyimlerimi paylaşmıştım. Sonrasında Dukanı bıraksam da, ne hafifleme sürecimi bıraktım ne de sizleri :)

Fark ettim ki, Dukan'ı baya bir benimsemişim. Evet bu süreci mutlu ve mesut sürdürebiliyorsam sebebi o 30 günlük Dukan sayesindedir. Neden mi? Çünkü bana çok güzel bir ivme kazandırdı, bir anda kilo vermedim ama kilo veriyor olduğum duygusu içine girdim. Kilo vermek için özel yemek yapmanın keyfine vardım ve motive oldum. Bu gün yeni yıla girerken olduğum kilodan 7 kilo daha hafifsem bunda Dukan'ın katkısı büyüktür.

Hani Dukan'ı bıraktım ama onu sevmeyi bırakmadım onu da sizlerle bu vesileyle paylaşmış olayım :)

Öpüldünüz şekerler :)

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Börek Halim

Evlilik yaramadı bana... Çok tembel bir blogger oldum :(

Şekerlerim evlilik bana bir yaradı bir yaradı sormayın. Kendi kendime nazar değdireceğim diye konuşmaktan korkuyorum ama burada biz bizeyiz konuşacağım. Efenim ben bildiğiniz üşengeç bir insanım. Evlenmeden önce yalnız yaşıyordum ve pek çok şeye üşeniyordum. Ama şimdi nasıl yerinde duramaz oldum. Ne evi süpürmeye, ne ütü yapmaya hiç üşenmiyorum. Hele ki yemek yapmak en büyük keyfim oldu.

Eşimin ailesinin Selimpaşa'da yazlıkları var. İstanbul'a çok yakın olduğu için hafta sonları oraya kaçıyoruz. İki hafta önce gitmeden bir şeyler yapayım istedim, evde de mantar vardı ziyan olmasın dedim. Ama ne yapabilirim bulamadım. Sonra aklıma evlendiğimden beri kullanmadığım ve çok hevesle aldığım yeni fırınım geldi. O zaman dedim börek yapayım. Ama hayatımda daha önce hiç börek yapmamıştım. Tava böreği şeklinde yaptıklarım vardı ama fırında hiç pişirmemiştim. İnternetten biraz araştırdım, kendimce ölçümü içine koyacaklarımı belirledim ve ta taa çok güzel bir börek çıkardım ortaya. Üstüne yetmedi bir de çikolatalı kurabiye yaptım ve öyle gittik yazlığa. Herkes çok beğendi. Onlar beğendikçe ben havalara doğru yükseldim. Bu arada da öğrendim ki eşim kıymalı börek çok severmiş. Daha önce nasılsa kaçırmışım bu detayı. Baktı ki bu börek güzel oldu, tutturdu kıymalı börek diye.

Pazartesi akşamı da cumartesiden arta kalan 1,5 yufka ile mini bir börek denemesi daha yaptım. Acemi şansı olacak ki, şahane bir börek çıktı ortaya. Tabi bu benim için ne kadar iyi oldu bilemiyorum çünkü eşim başladı bu sefer "bana börek yap", "hafta sonuna börek yap" demeye. Haydi bakalım bu hafta sonu yine börek için kolları sıvadım. Bu sefer ki pazartesi yaptığım kadar şahane olmadı ama çoktan bitti bile. :)

Anlayacağınız bu aralar börek halindeyim :) Kilolarım mı? Yok merak etmeyin börekler bana yaramıyor, 67,600'de takıldım kaldım. ;)

2 Ağustos 2011 Salı

16 Temmuz Halim

Şekerlerim ben döndüm :)
Aslında döneli baya oldu da bir türlü fırsat bulup sizlerle konuşamadım...

Benim ana blogumda az önce konuyla ilgili bir yazı girdim. Oradan detaylı bir şekilde o güne dair bilgi alabilirsiniz...

Bu arada 68 kiloyum yani düğünden beri kilo aldım. Sanırım düğün günü 66 falandım ama sonrasında balayı ile mis gibi başladım kilo almaya. Şimdi 68 kiloyum buradan daha yukarı çıkmayı düşünmüyorum. Yeniden kendime çeki düzen verip aşağı inmeyi planlıyorum. Bu saatten sonra kilo vermek için gerçekten çaba sarf etmem gerekecek çünkü artık üzerimde benim sürekli aktif kalmamı sağlayan bir stres yok :) O stres nasıl bir şeymiş öyle :) Çatır çatır kilo kaybediyor insan :)

Bakalım bundan sonra nasıl hafiflik hallerim olacak :)

Öpüyorum hepinizi şekerlerim ;) (ben bu lafı eskiden de söylerdim de, şimdi Hilal Cebeci yüzünden pek garip kaldı...)

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Son 5 Gün Halim

Evet son bekar haftama girmiş bulunmaktayız :)
Ben de heyecan var tabi ki, ama nasıl tatlı bir heyecan. Böyle içim pamuk şekerlerle dolu gibi sanki :) Pembe ve yumuşak bir iç dolgusu ile doldurulmuş gibi hissediyorum kendimi :)))

Yeme durumlarıma gelince, maşallah iştahım açıldı son günlerde. 66'lı rakamları görmüştüm ama bu iştaha dayanamayan bedenim yine 67 oldu. :) Önce bir bozuldum sonra fark ettim ki, benim regl dönemim geliyor. Eli kulağında her an regl olabilirim, ki zaten her an olmak da istiyorum. Olayım da balayına kadar bitsin istiyorum :) Onun verdiği bir iştah açıklığı ve az biraz şişkinlik mevcut bünyemde ama hiiiççç umurumda değil. Öyle rahat ve mutluyum ki, bir kaç gramın benim keyfimi kaçırmasına katiyen izin veremem...

Bu sabah da zor uyandım, dün geç yatmama rağmen sabah külçe gibiydim inemedim yataktan :) Şimdi de nasıl uykum var, normalde böyle olmuyordum ama bu gün gözlerimde tatlı bir ağırlık var. Esen rüzgarın altında bir hamakta uyuyasım var :)

7 Temmuz 2011 Perşembe

Ses veriyorum

Kızlar,

Ne zamandır sizlerle dertleşmiyorum. Fesleğeni de çok boşladım bu aralar... Aklım hep bloglarımda ama yazamıyorum.

Yeme hallerime değinecek olursak, aslını isterseniz ne diyetteyim, ne serbestim. Pilav, makarna yememeye dikkat ediyorum ama bulgur pilavı yiyorum. Bunun yanı sıra sabahları evde kahvaltı yapmak yerine biraz daha uyumayı tercih eder oldum. Bu durumun geçici olduğunu düşünüyorum çünkü bu aralar vücudumun uykuya olan hasretliği yemeğe olan hasretliğinden daha fazla. O yüzden sabahları kahvaltımı aldığım kepek ekmeğine beyaz peynir, salatalık, nane ve rokadan sandviçle ofiste yapıyorum. Öğle yemeğine kadar ara öğün yapamıyorum çünkü acıkmıyorum, öğleden sonra acıkıyorum fakat ara öğün yapasım gelmiyor :) Böyle saçma sapan bir haldeyim. Bu gün ilk defa öğle yemeğime devam edemedim, yemek dökülmesini hiç sevmem ama mümkün değildi o tabağı bitirebilmem. Bildiğiniz bir heyecan var karnımda beni sürekli tok tutan :)

Tabi tartıdaki rakamları sizlerle paylaşmadan olmaz, en son 67,200 görmüş ve şaşırmıştım. İkidir 66,900 ile karşılaşıyorum :) Özel bir şey yapmadığım için sahiplenemiyorum ama işte kilom ortada, istesem de istemesem de bu süreçte her gelin adayının başına gelen benim de başıma geliyor ve kilo veriyorum :)

Yalnız şunu itiraf etmem gerek, 3 gündür aklımda sadece Mc Donald's yemek var. Bu istek sadece akşam yemeği zamanı beliriyor, ne yesem yerini tutmuyor. 2 akşamdır oyalıyorum kendimi, geçecek diye bekliyorum ama bu gün anladım ki yemeden rahatlayamayacağım. O yüzden bu akşam yemeğimde ayıptır söylemesi Mc Donald's olacak :))

Ay bir de Kahve Dünyası'nın yeni yoğurtlu dondurmasının hastasıyım. Sürekli ondan yiyesim var ama işin garibi sadece 2 kere yiyebildim :)))

Aman ne iyi geldi konuşmak, özlemişim kızlar sizi :)

23 Haziran 2011 Perşembe

Haftalık Halim

Kızlar 1 haftadır sesim çıkmıyormuş şimdi fark ettim. Bir gariplik seziyordum, bir boşluk vardı meğer buraya yazmadığımdanmış. :)

Bu aralar canım sabahları cicibebe yemek istiyor ama o da çok kalorili bir şey diye gidip almıyorum. Kahvaltı yapmadan çıkıyorum, işe gelince kendime kepek ekmeğine beyaz peynir, salatalık ve bol naneden oluşan mis gibi bir sandviç yaptırıyorum. Tabi cicibebenin yerini tutmuyor ama kahvaltımı yapmış oluyorum en azından :) İkisinin arasındaki bağı sorsanız ben de bilmiyorum. Sanırım tek derdim evde cicibebeyi yiyememek o yüzden onun yerine de bir şey yememek :D

Heyecanlıyım bir de... Son günler... Sanki yetişmeyecek gibi ama biliyorum ki her şey yolunda gidecek :)
Bu arada kilom çok tatlı. Dün 67,500 çıktım. Şu Şoku bir yapamadım. Şok yapsam çok iyi olacak. İşte böyle şekerkuşlarım öpüyorum hepinizi!!

16 Haziran 2011 Perşembe

Bir ay halim

Kızlar,

Bu gün itibariyle büyük güne sadece bir ay kaldı. O yüzden bu günüm biraz değişik, bu günle ilgili duygu durumum için sizi şuraya bağlıyorum. :)

Dün bir de regl oldum. Şimdi düğünde regl derdine düştüm :( Normalde geri geri giden regl günlerim son 2 aydır ileri attı ve 15ine kadar geldi. Halbuki 13-14 arasıydı. Öyle kalsaydı sorun olmazdı ama şimdi 15 temmuzda regl olmak istemiyorum :( Balayı var, deniz var, havuz var... Geciktirmek hiç istemiyorum bir kere kullandım o erteleme haplarından, patlayacaktım neredeyse. Düğünümde balon niyetine dolanmak istemiyorum ortalıkta. Bir de sinir yapıyor o hap, zaten yeterince stresli bir gün. :) Ertelemek değil de erkene almak mümkün olsa keşke, öyle olsa pek mesut olurum aslında :))

Ay işte böyle şekerlerim. Bu hafta göya şok diyet yapma planları içindeydim ama regl olunca haftaya erteledim. İkisi bir arada pek çekilmez gibi geldi :) Zaten o saçma şişkinlik halim de hafifledi, haftaya rahat rahat yapar, hafifleyiveririm :))

Zaten cumartesi de gelinlik provam var. Aman yine bir merak bir merak ben de :)

İşte böyle şekercanlarım. Bu arada hani blogumun adresini değiştirmiştim ya, korktuğum başıma gelmiş, değişiklikten dolayı beni takip edemeyenler olmuş. Biri beni bulmuş, bulunduğuma sevindim :) Umarım başkaları da arıyordur da beni sonrada bulurlar :))

14 Haziran 2011 Salı

İzleyici Halim

Canlarım, cananlarım beni çok mutlu ediyorsunuz...

Bu blogumu sadece kendimi motive etmek için açmıştım ama beklediğimden çok ilgi gördü ve kendi kendine büyüdü. İzleyici sayım gün geçtikçe artıyor çok teşekkür ediyorum.

Yalnız izlediğiniz kadar katılımda da bulunsanız inanın yine beni çok mutlu edersiniz :) Sizlerin yorumları ile hep bir şeyler öğreniyorum, yeni bakış açıları kazanıyor, farklı çözümler üretebiliyorum. Susmayın, hep beraber konuşalım ;)

13 Haziran 2011 Pazartesi

Pazartesi Halim

Yine yoğun bir hafta sonundan sonra karşınızdayım.
Çok yemedim, hatta dün sabah kahvaltısı ile durdum bütün gün. Sadece arada çikolata yedim :)
Biliyorum ki bütün gün böyle bir şey yemeden durmak da iyi değil ama öyle denk geldi.
Neyse bu sabah da bir tartıldım 67.800 :)
Hiç bir şey yapmadığım zamanlarda böyle kilomu inmiş bulunca sahiplenemiyorum kiloyu. Komik bir şey :) Halbuki ne güzel sevinmeliyim ama "kolay verdim bu kiloyu hemencik alırım boşuna sevinmeyeyim" gibi saçma bir düşünce oluyor aklımda.
Şimdi de öğle yemeğinde makarna vardı, yemedim. İyi ki de yememişim, şu anda bile öyle şişkinim ki yesem neler olacaktı kim bilir :)

10 Haziran 2011 Cuma

Araştırmacı Ruh Halim

Canlar,

Bir önceki yazımın altına Viva'nın yaptığı yorum neticesinde ufak bir araştırma yaptım ve bu gün Seda Sayan'a Bilim Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Canan M Karatay Efendigil'in konuk olduğunu öğrendim. Soyadını okuduğum gibi Karatay Diyeti kitabının yazarı olduğunu anladım. Ufak bir google araması sonucunda da şu yazıya ulaştım. Konuyu çok güzel özetlemiş bir sayfa. Uzun gibi gözükebilir ama rahatlıkla okunuyor. 


Kendisi prof. ve çok hoş tespitleri var. Ne var ki bana uymayan noktalar vardı yazı içerisinde. Tabi ki bu tamamen benim damak tadımla alakalı bir uyumsuzluk :) 


Yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Sağlıklı olmanın birincil şartlarından olan kilo kontrolü için güzel detaylar içeriyor. Viva'ya teşekkür ediyorum bu konuyu öğrenmeme vesile olduğu için... 


İşte böyle Dukancığımdan sonra farklı bir diyeti de blogumuza konuk etmiş olduk. :)

Dikkat Halim

Şekerlerim,

Bu aralar yine kilo aldım. Şımardım çünkü, bildiğiniz şımardım. "hehehe ne güzel kilo verdim, üstelik yiyorum ama kilo almıyorum, la la la.." şeklinde mutlu mesut dondurmaları götürürken bir baktım ki kilo almışım. Evet sayın seyirciler 69 kiloyum. Ben şok diyetle 68'den 66'lara düşme hayalleri kurarken yaptığım işe bak.
Kızdım tabi kendime, hemen ipleri elime aldım.

Bu arada da havalardan mıdır nedir, hep bir şişkinlik, tokluk, doluluk hali var içimde. Rahatsız edici bir durum çünkü yemek yeme vaktim geldiğinde o kadar acıkmamış oluyorum ki ne yesem çok yemiş gibi hissediyorum. Ara öğünün önemini bilsem de bu kadar dolu hissederken ara öğün yapamıyorum bu sefer de "acaba kötü mü yapıyorum, böyle hissetsem bile ara öğün yapsa mıydım?" diye içime bir kurt düşüyor. Anlayacağınız yemek de dert, yiyememek de :)

Hafifleme çabalarım devam edecek benden ayrılmayın ;)

8 Haziran 2011 Çarşamba

Yeter Halim

Kızlar,

Ben çığrımdan çıktım. "aman ne güzel yiyorum da hala aynı kilodayım" diyerekten abartmaya başladım. Korkuyorum bir anda alıvereceğim kilolarımı diye...

18 Haziranda son gelinlik provam var, ondan önce yine vücuduma bir şok etkisi yaratmayı planlıyorum. Hani provadan önce olsun ki, daralma falan gerekirse sorun olmasın diye :))) Sanırsın ki 10 kilo vereceğim de sorun olacak :) Neyse işte bir amacım olsun da, yapayım diyetimi...

Her gün 2 lt su, 1 fincan kiraz saplı lipton light plus, 1 kupa (ki kendisine kova da diyebiliriz çok büyük) yeşil çay içiyorum ama bana mısın demiyor şişkinliklerim. Ben hiç böyle şişmezdim ama nedense bu aralar ne yesem "şiştim, şiştim" diye geziyorum :) Dur ben bir soda içivereyim bari :)

Haydin ben soda içmeye kaçtım, öptüm sizi :*

5 Haziran 2011 Pazar

Oh Be Halim

Canikolarım,

Tutturmuştum ya "şiştim de şiştim" diye. Gerçekten de şişmişim :) Cuma günü 70,200 çıkan ben, dün sabah bir uyandım bir hafiflik var üzerimde. Tartıya bir çıktım ta taa 68,400 :) Nasıl sevindim, nasıl mutlu oldum hemen koşup size söylemek istedim ama internetimde bir problem vardı anca şimdi söyleyebilirim :)

Ama iyi oldu öyle bir şey yaşamam. Çünkü anladım ki ben o kilolara bir daha hiç geri dönmek istemiyormuşum... Gerçekten kiloma sahip çıkmam gerektiğini bir kez daha anlamış oldum...

İşte böyle şekerlerim. Öpüldünüz :*

3 Haziran 2011 Cuma

Bencil Halim

Hani böyle bir şey söylersin de karşındaki hemen "hıı evet... benim de şöyle şöyle..." diye cümleyi kendine çevirerek devam eder ya. İşte ben öylelerine sinir olurum. Fakat gelin görün ki şu evlilik telaşesi başladığından beri hep kendimi cümleleri kendime çevirirken yakalıyorum :)

Karşımdakinin söylediklerine önem vermediğimden değil, benim de aynı konuda söyleyeceklerimi daha fazla içimde tutamamamdan :)

Bir yandan rahatsız edici olsa da içimdeki "gelin olma hevesindeki kızı" gördükçe gülüyorum :)

Bu arada hala şişkinim. Artık göbeğime bakıp bakıp gülüyorum. Sanırsın 4 aylık hamileyim öylesine bir şişkinlik söz konusu :) Öyle bir doluluk hissi var ki içimde, sanki hep tokum. Doyasıya acıkmıyorum iki gündür :) Şu şişkinlik insin de açlıktan başımın dönmesine razıyım, öyle rahatsız edici...

Kafası Karışık Halim

Kızlar moralim bozuk...
Kaç gündür "sanki 5 kilo almış gibiyim, nedir bu şişkinlik" diye diye geziyordum, bu sabah bir tartıldım 70.200 beynimden vurulmuşa döndüm. Tamam son bir haftada haddinden fazla kaçamak yapmış olabilir ama dünden bu güne nasıl 1 kilo alırım. Zaten şu andaki görüntüm de öyle 1 kilo falan değil gerçekten sanki 5 kilo almış gibi. Karnım nasıl çıktı inanamıyorum. Cumartesi günü düz bir karna sahipken şu anda kocaman bir şeyle oturuyorum. Üzüldüm anlayacağınız.

Belki de böyle bir şeye ihtiyacım vardı bilemiyorum ama şimdi diyet halime ciddi anlamda geri dönüyorum. Geçen 14 gün programlarından yapsam mı diyordum ya. Evet yapmaya karar verdim. Akşam eve giderken alacağım, yarın da başlayacağım. Bu böyle gitmez çünkü...

Bir de işler bitemiyor bir türlü... 1 buçuk ay sonra evleneceğiz, ev hazır olamıyor. Sinir bastı artık. Her şey gözümde büyüyor, eksikler hiç tamamlanamayacakmış gibi geliyor.

Bu gün biraz tatsızım, azıcık stresliyim, çok çok heyecanlıyım...

1 Haziran 2011 Çarşamba

Bezdim halim

Evleniyorum ya hani o yüzden çok bezgin hallerim var bu aralar. Neden peki? Çünkü ev tadilat oluyor ve sürekli bir şeyler ileri doğru öteleniyor, bir şeyler tam bitmemiş oluyor. O bitsin öyle, şu olsun öyle... Düğünle ilgili, evleniyor olmakla ilgili hiç bir derdim yok şükürler olsun. Ama şu tadilat işi bitirdi beni... Zor şeymiş gerçekten ev yenilemek. Yenilemeden olacak gibi değildi mecbur yapmak gerekiyordu ama bir daha bu konuda daha temkinli olacağım. Her şey bir ders. 

İşte bu bezdim halimde bu gün bir de 3 kilo almış gibi şişkinim. Sanki sabahtan bu yana her geçen dakika daha çok şiştim. :)) Su içiyorum, yeşil çay içiyorum ama inadına göbeğim öne doğru çıkıyor :) Bir gariplik var :) Tabi bu arada son 4 günde 1 kilo aldığımı da eklemek isterim. Ki bekliyordum böyle bir sonuç çünkü cumartesiden beri tam 3 kere alkol aldım. Aylardır alkol almıyordum ama bir aldım pir aldım. Hemen etkiledi. Alkolun kilo kontrolündeki önemini daha öncede yaşayarak öğrenmiştim çok kısa sürede etki edebiliyor. 2 günde bira göbeği olmuyor tabi ama üst üste olunca böyle 1 kilo kadar etkili olabiliyor. Tabi sadece alkole suç atmamak lazım, onun yanında yediklerim, onun yanında olmadan yediklerimin de bu artışta payı olduğu kesin. Napalım, moral bozmak yok. Her zaman diyorum, kilo alabilirim ama artık eskisi gibi "aammann battı balık yan gider" demiyorum ve esas bu noktada kazanıyorum. Çünkü o 1 kilo daha oturmadan ondan kurtulmak kolay. 

Ay işte böyle şekerlerim, hem +1 kilonun beni bu kadar şişirmeyeceğine eminim o yüzden şu anda böylesine şiş hissetmeme sebep olan neyse iğneyle onu patlatıp kurtulmak istiyorum bu şişirilmiş halimden :) 

Bezmiştim ama böyle uzun uzun anlatınca rahatladım biraz, olur olur her şey yetişecek inşallah :)

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Sus Halim

çok konuşasım var ama yazmaya üşeniyorum...
hafta sonu çok içtim, çok yedim. bu gün tekrar kendime gelmeye çalışıyorum.
bu gün çok mu sıkıcı bir gün? size de öyle mi geliyor? yoksa tek mengeneyle sıkıştırılan ben miyim?
yüzüm düşük. bu halimi hiç sevmiyorum. kurtulmaya çalışıyorum ama çırpındıkça batmaktan korkuyorum fazla hareket etmemeye çalışıyorum.
işte böyle.
sus halim. pus halim.

26 Mayıs 2011 Perşembe

14 gün

Kızlar,

Ben hazır çaktırmadan kilo vermeye devam ederken acaba diyorum şu 14 gün diyetlerinden yapsam mı? K-flakes veya Nesfit'in :) Geçen sene bir kere denemiştim de bir yerden sonra içim bayılmıştı tatlı tatlı :))
Hani akşam yemeği niyetine pek gitmiyordu. Gerçi o zamanlar sadece bir kase veriyorlardı, geçen baktım da 14 gün diyetinde, akşam yemeklerinde yanına ızgara falan eklemişler. Öyle daha bir yapılabilir geldi gözüme :) Bilemedim acaba yapsam mı dedim şöyle bir hızlandırıversem metabolizmamı fena mı olur :)

Bu arada sabahki yazıma yorumlarınız çok tatlı, teşekkür ederim. Sizler yorum yaptıkça ben böyle pek mutlu oluyorum :)

İyi ki varsınız canlarım :)

Gelinlik Halim

Bu akşam gelinliğimin 2. provasına gideceğim. Nasıl merak ediyorum kendisini, nasıl heyecanlıyım bilseniz :) Sabah tartıldım, gözlerime inanamadım 67,400 yazıyordu. Geçen sabah da tartılmıştım 67,900 yazıyordu pek umursamamıştım. Ama gerçekten de vermişim, vermeye de devam etmişim. 

Üzerinize afiyet bu günlerde bir de yiyorum ki sormayın gitsin. Her akşam bir dondurma yiyorum (hatta genelde magnum) üzerine meyve, kuruyemiş hatta çikolata... Nasıl oluyor ben de anlamadım. Şöyle ki bütün bir gün öğünlerim, ara öğünlerim, suyum hepsi çok sistemli. Akşam 7 buçuğa kadar tam bir diyet kuşuyum. Ne zaman ki akşam yemeğinden kalkıyoruz, aklım buzluktaki dondurmalara kayıyor ve hopp bir tanesi mideye gidiyor. Bu yüzdendir ki tartıya çıkmıyordum ne zamandır, bu sabah şaşırdım. Çok da mutlu oldum :) 

Metabolizmam kendini aştı sanırım :) 
Akşama prova var ayy nası meraklıyım, nası heyecanlıyım :)))

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Tatlı Halim

Kızlar,

Bu akşam çok tatlı yedim, üzerine yetmedi 1 kutu cola içtim hem de normal. Bu gece şekerden aldığım enerji yüzünden uyuyamazsam hiç şaşırmam :)

İyi geceler,

Öpenzi!!!

17 Mayıs 2011 Salı

Günaydın Halim

Canlarım dün sizlere biraz kötü hissettiğimden bahsetmiştim. Nitekim akşam iş çıkışını bekleyemedim ve 40 dk erken çıktım. Bir sersemlik, bir halsizlik vardı ki üzerimde sormayın. Normalde koşmaktan az biraz daha yavaş yürüyen biri olarak şirketten metrobüse ulaşmam 5 dk sürerken dün 10 dk'ya yakın sürdü. Resmen adım atamıyordum... 

Sevdiceğim de sağolsun "işten erken çıktım kötüyüm" deyince dayanamamış, kalkmış gelmiş beni almaya. Onu görünce kendimi çok daha iyi hissetsem de esas iyileşme uyumamla gerçekleşti. 1 saat bile uyumadım aslında ama yatmak iyi geldi. Neden öyle olduğumu anlamadım ama umarım bu gün de olmaz :) 

Hafif beslenmeye de devam ediyorum, gerçi dün akşam tv karşısında koca bir kase çilek ve dondurma yemiş olsam da "battı balık yan gider" demiyorum. Sanırım bu sefer ki kilo verme sürecimin başarıyla sonuçlanmasının sebebi, çok yediğim günlerin sonrasında "aman nasılsa bozuldu, rahat rahat yiyeyim" dememiş olmam. Evet evet başarımın sırrı bu :)))

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Sancılı Halim

Canlarım, regl oldum ve karnım ağrımaya başladı...
Ne işe odaklanabiliyorum, ne başka bir şey yapabiliyorum. Eve gitmek uyumak istiyorum...

Sabah tartıldım, tartıdaki sayıları görünce çok şaşırdım. Çünkü 68.000 yazıyordu :) Hep 68.400-68.600 görürken tam da regl olduğum gün gördüğüm sayı sabahıma neşe kattı :) Ama o neşeyi şu anda devam ettiremiyorum ne yazık ki :(

Birde regl öncesi bastıran ani tatlı krizlerim bu sefer çok olmadı. Perşembe-cuma günü yaşamıştım ama hafta sonunu krizsiz geçirdim :) İyi oldu şimdi evlilik öncesi tatlı krizi falan azalsın :))

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Güneş Halim

Günaydınlar!!!

Bu gün İstanbul'da güneşe uyanmanın verdiği enerji ile sizlere sesleniyorum.
Az önce bir de dondurma yedim afiyetle :) Onu da itiraf edivereyim dedim hemen :) Şimdi bu dondurma benim yumuşak karnım, diyete falan girdim mi ilk hesap ettiğim şey dondurma olur :) Hatta dukan yaparken bile kendimi yoğurtla yaptığım limonlu dondurmalarla motive oluyordum...

Bu günlerde farklı bir durum yok ben de... Regl olmama az kaldı, onun huysuzluğu, tatlı isteği, açlığa dayanamama hali var üzerimde o kadar :)

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Şişkinlik Hali

Sevgili Göksu blogunda her gün yeni bir kafa paylaşıyor... Çizgisine bayılıyorum zaten bir de böyle her gün çerez gibi çizimleriyle günüme neşe katıyor. Ben de blogun adıyla uyumlu "hallerimle" iki gündür karşınızdayım... 

Dün "gariplik halim" vardı bu günse günlerden "şişkinlik hali" günü. Bu gün öğle yemeğine doğru yine dün yaşadığım açlık halini yaşadım. Öğle yemeğinde lahana sarma, patlıcan-biber közleme ve yoğurt vardı. Közleme+yoğurt ikilisi gayet sağlıklı seçeneklerdi. Gelin görün ki lahana sarma içeriğindeki bol pirinç ile hiç uygun bir tercih değildi. Ne var ki ben yine dün yaptığım gibi açlıkla sarmalardan da yuvarladım. Aslında bu aşamada sarma yerine ekmek tercih etmem gerekiyordu biliyorum ama ben yemek dedin mi sıcak bir şeyler arayan bir insanım. O yüzden sıcak dolmalardan yemeden yapamadım. Şimdi ne oldu peki? Şiştim! Şiş bir karınla oturuyorum, sanırsınız bir yemekte 3 kilo aldım. Nasıl bir ağırlık geldi karnıma anlatamam... 

Demin de Fashion House by Zeto'nun blogunu geziyordum. Ne zamandır diyette biliyorum ve artık kilo verdiği çok belli oluyor. Onun incelmiş vücuduna bakarken içimden "ne güzel verdi kilolarını, ne hoş oldu" diye düşünürken yakaladım kendimi. Oysaki ben de güzel kilo verdim fakat hala hedefime ulaşamadım ya kendimi incelmemiş gibi görüyorum. Sabahları kalkamamak falan hepsi bahane. Böyle düşüncülerimi yakalayınca kızdım kendime. Ne güzel giden bir süreci yavaşlattım diye... 

Sözüm söz olsun, en kısa zamanda rutinim yine benim olsun...

10 Mayıs 2011 Salı

Gariplik Halim

Adresimi değiştirdim, sanki artık bana ulaşamıyormuşsunuz gibi geliyor. Umarım öyle değildir, üzülürüm... 

Bu gün bir gariplik var üzerimde... Sabah her zaman ki gibi kızarmış ekmek ve beyaz peynirden oluşan bir kahvaltı yaptım. Şirkete gelince bir fincan çay içtim. Ara öğün olarak yarım paket Eti Form Kepekli Bisküvi (saman gibi olanlardan, ama ben çok fena alıştım bunlardan yemeye) yedim. Sonra saat 11.30 gibi bir acıkma başladı bende, hadi dedim az kaldı 12'ye bekliyorum. Normalde 12 dedin mi hazır olan yemeklerimiz bu sefer 12.30'a doğru hazır oldu. Fakat o bir saat bana bir gün gibi geçti... Başım dönüyor desem değil, midem bulanıyor desem değil, öyle garip bir hisle boğuştum ki... Ayağa kalksam bayılacakmışım gibi ama bayılmıyorum da... Kısaca açlıktan çok etkilendim. Normalde son yediğim şey tatlıysa veya böyle bol karbonhidratlı bir şeyse böyle hissettiğim olurdu ama bu sefer gayet sağlıklı bir süreç içinde hissettim. Öğle yemeğimizde brokoli çorbası, salata ve börek vardı. (Enteresan bir menü farkındayım, bizim şirkette börek-kısır-patates salatası gibi "gün yemekleri" bazen ana öğün olabiliyor.) Çorba ve salata sağlıklı seçimler ama börek öyle değil. Ne yazık ki o açlığımla pek sorgulama havamda değildim. Neyse yağsız patatesli börekten 3 dilim yedim. Yalnız börek o kadar ince ve küçük dilimlenmişti ki 3 dilimi siz 2 dilim gibi sayabilirsiniz. İşte 13.00'dan beri bir şey yemedim. Saat dört oldu ara öğün saatim. Ama yine aynı şey oldu. Yine öğlen yaşadığım o garip hal çöktü üzerime. Sabahtan kalan yarım paket bisküvimi açtım şimdi yiyorum. Kahve almak için mutfağa gittiğimde börekler çarptı yine gözüme, bir dilim kaptım. Bir yandan karbonhidrat yemek istemiyorum bir yandan da kendimi tok hissetmeye ihtiyaç duyuyorum. 

Ne oldu bana bu gün böyle... 

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Daha çok var!

Hepinize kocaman bir GÜNAYDIN!!! 

Yeni bir haftaya başlıyoruz yine :) Mayısı takvimlerde görür olsak da yine de yaz geliyor :) Benim düğüne çok az kalsa da hala havalar kapalı ve soğuk olduğundan yaza gelmemişiz gibi hissediyorum ve daha çok var hissi ile sakin sakin işlerimi hallediyorum. Bir an havalar ısınıp da düğün günü gelip çattığında bakalım neler yapacağım :) 

Tabi ki bu "daha çok var" hissi kilo sürecimi de etkiliyor. Düğüne kadar biraz daha kilo vereyim diyordum ama maşallah bir serdim kendimi bir serdim... Yok yok kilo almadım ama vermedim de. Her gün 2 Lt suyumu içmeye, ara öğünlerimi yapmaya, pilav-makarna yememeye devam ediyorum ama çikolata ve tatlı yememeyi bıraktım :) 

Bakalım en kısa zamanda aklımı başıma devşirmem dileğiyle :) 

Bu arada sayfamın adını değiştirdim.. http://hafiflikhallerim.blogspot.com/ oldum. Bu blogu Dukan Diyetimle beraber açmış, sonrasında dukanı bırakmış diyete devam etmiştim. Onun için blogun adını değiştirmiş ama adresini değiştirmemiştim. Bu sabah "bu neden böyle kalmış ki" diyerek onu da değiştiriverdim. Ulaşamama gibi bir problem olmaz umarım... 

6 Mayıs 2011 Cuma

Hafta Sonu :)

Bir baktım cuma bitmiş, güneş açmış :) 
Aman ne şahane şeyler bunlar diyerekten mutluluğumu da sizlerle paylaşayım dedim :) 

Şu anda nedense kendimi çok aç hissediyorum. Halbuki ara öğün de yaptım ama midem şu anda asitleriyle kendi kendini imha ediyor sanki :) Bir an önce işten çıkmak ve koşa koşa evde yemeklere yumulmak istiyorum :) İşte böyle coşmamak ve yemeklerde abartmamak için ara öğün yapmamız lazım, ara öğün yapmasaydım şimdi daha da bir aç kurt olurdum heralde :)

Dün sevdiceğimin doğum günüydü, onun şerefine Sahan'a gittik. İki etobur olarak sanırım işin ucunu biraz kaçırdık, en son caddede şiş göbekleriyle sallana sallana yürüyen iki sevgiliydik. :) Sabah tartıldığımda 300 gr fazla çıktım ama bu duruma hiç üzülmedim, arada olur böyle şeyler değil miii :)) O kadar kilo vermişim 300 gr'dan mı korkacağım :)

Ayhh işte böyle şekerler, güneş açtı ya ben de coştum her zaman ki gibi :) 

Öperim hepinizi! Şahane hafta sonlarınız olsun inşallah!!! 

Kahvaltı Sorunsalı

Sabahları nasıl uyanırsınız? 

Ben hep aç uyanırdım. Gözümü açtığımda aklıma ilk gelen şey "kahvaltıda ne yesem acaba?" olurdu. Sabah kalktığında "ayy tokum, canım hiç bir şey istemiyor" diyenleri anlamaz, "nasıl tok uyanılır ki" diye şaşkın şaşkın düşünürdüm. Şaşırmayacakmışsın onu anladım. Ben de son bir iki haftadır aynen böyle tok uyanıyorum. Kahvaltı aşığı ben, zorla 2 dilim kızarmış ekmek ve beyaz peynir yiyebiliyorum. Yumurta delisiydim, şimdi cumartesiden cumartesiye yumurta yapıyorum. Her sabah haşlanmış yumurta yemekten bıkmayacağımı düşünürken şimdi olmasa da olur tavırlarımla yumurtalara burun kıvırıyorum. 

Şikayetçi değilim bu halimden lakin şaşkınım. Ne oldu da sabahları tokluk hissi yaşamaya başladım merak ediyorum :) Ne oldu da caanım yumurtadan uzaklaştım merak ediyorum :) 

Ne kadar tok hissetsem de evden kahvaltı yapmadan çıkmama alışkanlığımı sürdürüyorum. Kahvaltının ne kadar önemli olduğunu bildiğim için illa ki mideme bir şeyler yollayıp metabolizmamı çalıştırmaya başlıyorum. Ama hala merak ediyorum ne oldu? 

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Özledim Sizi

Şekerlerim,

Nasıl yoğun bir haftadayım, nasıl meşgulum anlatamam :) Sizlerle de konuşamadım kaç gündür, açıyorum blogu ama yazı girecek fırsatım olmuyor. İki gündür işten geç çıkıyorum, akşam yemeği düzenim aksadı. Bir de böyle yorgunluk ve açlık halleri birleşince hemen başı dönen bünyeme tatlı takviyesi yapmak durumunda kaldım. Bu arada insanlar hep derdi "aman öyle yoğundum ki yemek yiyemedim" falan diye. Öyle şey mi olur derdim kendi kendime. Oluyormuş. Açlığa hiç gelemeyen ben bile yoğunlukta yemek yemeyi unutmasam da "önce şu işleri bir bitirivereyim" diye düşünürken yakaladım kendimi...

Bu arada hala aynı kilodayım. 68,300'e sabitledim kendimi. Kesinlikle şikayetçi değilim, aksine çok mutluyum.
Hedefime odaklanamasamda olduğum yerde sayabildiğim için bile moralimi bozmuyorum :)

Bu arada yer imi koymuşlar yazıya eklenmek için, hiç durur muyum hemen kullandım yeni eklentiyi :))

1 Mayıs 2011 Pazar

Nisanı da bitirdik

Canlarım,

Nisan ayını da bitirdik. Geldik mayısa..

Hafta sonu yine coştum...

Yedim, yedim, yedim...

Üzgünüm, üzgünüm, üzgünüm...

Yarın yine görüşürüz...

Öpüyorum, öpüyorum, öpüyorum...

28 Nisan 2011 Perşembe

Şaşırıyorum

Halamın karşı komşusu ile karşılaştım geçen gün işten gelirken. Selamlaştık 1 dk. kısacık konuştuk.
Dün halam diyor ki, "sen karşı komşuyla karşılaşmışsın, o bile söyledi senin ne kadar kilo verdiği"
"Yok artık!" dedim. Kadın beni hepi topu 3-4 kere gördü aylar evvel. O sırada da üzerimde montumla falan toplasan 1 dakikayı geçmeyen bir sohbet yaptık. Nasıl bir fark var anlamadım gitti :)

Şimdi ben bunları yazınca kızmayın. "Oh tabi sen verdin kiloları, bize nispet yapıyorsun" diye. İnanın ben o kadar şaşırıyorum ve seviniyorum ki sizlerle paylaşmadan duramıyorum. Ben hala hedeflediğim kiloda olmadığım için bana kilo verememişim gibi geliyor, daha doğrusu daha son durağa ulaşmadığım için mola vermek için durduğum istasyondakilerin bana "hoşgeldin" demesi garibime gidiyor. "Daha yolum var, sadece dinleniyorum şu anda" demek istiyorum hepsine, diyorum da. Ama onlar her seferinde "Bu kadar yolculuk yeter, bu istasyon iyidir" diyorlar.

Emin olun derdim 36 beden biri olmak değil. Sadece 3 kilo daha vererek hem yuvarlak hesap bir sayıya inmek hem de gözüme batan fazlalıklardan kurtulmak. :)

Bu arada sevdiğim geçen akşam bu konudaki son sözünü söyledi. Eğer ki bir daha kilo alırsam tadımız kaçarmış :) Bir daha beni sadece "miniğe gebeyken" kilolu görmek istiyormuş... İlk cümlesine kızmaya hazırlanırken arkasından böyle tatlı bir cümle kurunca yağlarım eriyiverdi.. (evet o sırada fırsattan istifade, bir kaç gr zayıflamış olabilirim)

26 Nisan 2011 Salı

Bunun 38'i var mı?

Dün akşam alışverişe çıktım.Şu İstanbul Shopping Fest bitmeden kıyafet ihtiyacımı gidermek istedim. 
Geçen hafta perşembe günü de böyle bir girişimim olmuştu fakat o gün sevdiğimin planlanandan erken gelmesi ile daha ilk denememde ortada kalmış, alışveriş keyfimi bitirmiştim. O gün Mango'ya girmiş ve siyah yüksek belli bol paçalı bir pantolon sormuştum. Satış görevlisi çocuk aradı taradı depodan tam istediğim gibi bir şey getirdi. Kaç beden olsun sorusuna, "bilemiyorum, kilo verdim eskiden 40 giyerdim ama 38 olur mu acaba..." diye cevap verince 2 bedeni de getirtti. Aldım pantolonları girdim kabine önce 38'i giyeyim dedim, yüksek bel olunca bel oyuntusu sayesinde daha küçük bedenler rahat olabiliyor. Giydim çıktım, bir bolluk var. 38 giydim bol olamaz diyorum ama bol işte, oturmayan yerler var. Rica ettim 36 getirebilir misiniz diye. Bir yandan da 36 nasılsa olmayacak ama merak ettim diyorum :) Tam o sırada sevdiğim gelmiş bulundu. İstedim diye bekledi beni, o sırada 36 beden pantolonumuz geldi. Ben bir giydim oldu! Şoklar içinde çıktım kabinden :) Satış yapan kızlar da "bu daha iyi olmuş" dediler. Sadece belinde azıcık bir darlık var o kadar, yani tam üzerime oturan oydu. Ben 36 bedene sığdım diye çok mutlu olsam da fiyatının 99,90 olduğunu öğrenince o kadar zahmet verdiğim için özürler dileyerek güzelim 36 beden pantolonumu indirimde almak üzere ayrıldım oradan. Tabi çok mutlu oldum ama biliyorum daha 36 beden olmadığımı, o tamamen o pantolona özgü bir durumdu farkındayım. 

Neyse dün yine Mango'ya gittim. Bu sefer Kadıköy'deki Outlet mağazındayım. Zamanım az, tamamen hedefe yönelik parçaları topluyorum elime. Fakat ne beden alacağımı şaşırıyorum. Aynı şeyin hem 38 hem 40, hem M hem L bedenleri ile doluştum kabine. Gerçekten de 40 ve L büyük geliyor M ve 38'ler ise azıcık dar geliyor. Bir ara tam arasındaydım şimdi 38'e yaklaşmışım. Aldığım parçalardan sadece biri L ve 40 beden. Onun dışında her şeyler 38 beden ve M :) Bir de bilirim Mango'nun kalıpları çok geniş geniş değildir. Orada 40 beden pantolona sığamayıp da kabinden kafamı uzatarak "Bunun 38'i var mı?" diye sorarken yüzümdeki şapşal ifadeye kızın ne gibi bir anlam verdiğini bilemiyorum tabi. Çünkü uzun zamandır böyle bir soru sormamıştım. Hatta belki ilk defa sordum :) 

Anlayacağınız benim için sıkıntı dolu saatler olan alışveriş anlarım keyfe dönüştü. 36 bedene sığabildiğim o andan beri içime dolan özgüven dün akşam 38 bedenlerle tavan yaptı. Ben bu işe başlarken her şeyim 40-42 bedendi. O yüzden mutluluğum gözle görülebilir ve ölçülebilir bir şekilde şimdi dolabımda duruyor :)) 

25 Nisan 2011 Pazartesi

başlığım yok

aslında yazacak yeni bir şeylerim de yok.

şimdi burasının adı "hafiflik hallerim" fakat benim aklımda şu anda hafifliğim pek yok. gofret bağımlılığımdan kurtuldum çok mutluyum kendimi sigarayı bırakmış gibi hissediyorum çünkü bir ara bir daha hiç gofretsiz günüm geçmeyecek sanmıştım :)

gün içinde şahaneyim ne var ki akşamlarım çok kötü :( şimdi ben halamın yanındayım, malum kız halaya çeker ya. biz işte böyle ikimizde pis boğaz kişilikleriz. yan yana gelmemizin kötü olacağını biliyordum, korktuğum gibi de oldu :) akşam yemeklerimiz çok sağlıklı ve kararında oluyor fakat oturma odasına geçince içimize bir yeme aşkı doluyor ki sormayın. çok kötü, çok bu işe bir çare bulmak lazım...
bir de anlayamadığım bir konuyu daha paylaşmak istiyorum. şimdi evet ben kilo verdim, artık çevremde beni görüp de bunu söylemeyen yok. bu durum beni acayip mutlu ediyor. daha önce uzun bir itiraf yazım olmuştu. o zaman da söylemiştim, kilo verme başarılarımı sahiplenemediğimi. ama bu sefer öyle değil işte, nasıl sahipleniyorum bu işi. "evet ben kilo verdim" diyorum gururla.

işte böyle bana kilo verdiğimi söyleyenler arasında bir de şu baş göstermeye başladı "ama çok vermişsin daha verme" duyanda 34 beden oldum sanacak. canlarım cananlarım ben hala 38 bedene zor sığıyorum, yani öyle çoook zayıf değilim, bırakın ben karar vereyim daha kilo verip vermeyeceğime....

21 Nisan 2011 Perşembe

Tamam tamam sustum

Vega'nın bir şarkısı vardı "tamam tamam sustum" diye. Başlık onlardan çalmadır anlayacağınız. 
Uzun zamandır yokum yine ortalarda. Peki neden? Çünkü utanıyorum... 
Artık itiraf etmem gerek sanırım, benim pedal çevireceğim falan yok :( 
O kadar minder aldım ses yapmasın diye, sabahları saatimi erkene kuruyorum kalkayım diye ama yok! Aynen ertelediğim gibi uyuyorum... 
Anlamıyorum daha önce o kadar güzel kalkan ben, neden şimdi kalkamıyorum diye. Mesela bu sabah öyle güzel uyandım ki, cam gibi açıldı gözlerim. Ama kalkmadım yine... 
Üzülüyorum kendime böyle şeyler yaptığımda. Ne güzel her sabah spor yapıyordum hem de bundan çok memnundum. 
Bu arada 100 gr almış bulunmaktayım. Ama bunu hiç kafama takmıyorum çünkü bu aralar her gün mutlaka bir gofret yiyorum ve 2 akşamdır evde dolma var. Ve o muhteşem dolmalarla pirinç yiyorum. Anlayacağınız çok normal, hatta az bile aldım desem yeridir. 
Gofret sevmeyen ben, nerden tutuldum bu illete anlamadım. Aklımda hep çikolatalı gofret var... 
Yalnız daha önce öyle çok motive gidiyordum ya sanırım onun sebebi önümde çok açık bir hedefin oluşuydu. Nişana kadar dedim ve gerçekten de nişanda istediğim kilodaydım. Şimdi düğüne kadar diyorum ama düğüne daha 3 ay olunca seriyorum. Aslında tam kritik noktadayım. Kilolar verilmiş, canı çekilen şeyler ufak ufak yenmeye başlanmış bakılmış ki kilolar geri gelmiyor iyicene serilmiş. İşte tam bu noktada dizginleri tekrar elime almalıyım. Çünkü tam kilo alma evresinin bu evre olduğuna inanıyorum. Şu anda yediklerimi yakıyorum ama bir kaç zaman sonra vücut yakmamaya başlayacak ve bir anda o bin bir zahmetle verdiğim kilocuklarım geri gelecek. İşte bu yüzden bu sabah kendime en yakın hedefimi belirledim. 
28 Nisan perşembe gününe kadar 67.500 olacağım. Yani 1 haftada 1 kilo. Ki bu gayet ideal bir rutin. Nihai hedefim 65 ama böyle ufak ufak ilerleyeceğim. Motivasyonum pamuk ipliğinde çünkü, sıkı tutunmam gerek....

15 Nisan 2011 Cuma

güneş 2

Öğleden sonra geleceğim dedim ve geldim :)

Şimdi canlarım, en son ne demiştim? spor yapamadım çünkü ses oluyor. Ama ne oldu, sevgili Marjo bana bir minder tavsiye etti. Hemen girdim hepsiburada.com'a siparişimi verdim. Bu gün elime ulaştı, artık ben de alt kata ses gider mi endişesi yaşamadan pedal çevirmeye devam edebileceğim :) Yehuuu diye bağırasım var da şirkette pek hoş karşılanmaz diye susuyorum :)

Diyete gelirsek, yemeklerimi küçük porsiyonlar halinde tüketmeye devam ediyorum. Sık sık yiyorum ve mutlaka en az 2 LT suyumu bitiyorum. Fakat bütün bir hafta bunlara ek olarak bir de gofret yedim. Ki ben gofret pek sevmem, annemdir gofretçi. Ama bu hafta ne olduysa her gün mutlaka bir gofret yedim, gerçi bu gün sebebi anlaşıldı. Sevgili regl zamanım gelmiş :)

Yalnız gariptir ki normalde regl öncesi şişerdim bu sefer hiç öyle bir şişlik hissetmiyorum. Yok ben hissetmediğim halde şişmişsem o daha da muhteşem olur, düşünsenize 3-4 gün sonra bir anda şişlik inecek ben sandığımdan da zayıf olduğumu anlayacağım. (hayaller, hayaller...)

İşte son durum böyle.. Benim evdeki bilgisayarım bozulduğu için pazartesiye kadar görüşemeyeceğiz. Bakalım ben nasıl geçireceğim 2 günümü. Yarın da ilk gelinlik provam var, acaba regl oldum diye ertelesem mi diyorum ama şişlik yok işte ne gerek :D

Yine çenem düştü, öpüyorum şekerlerim! Görüşürüz pazartesi :)

güneş

şimdi işim var, öğleden sonra geleceğim.
harika bir gün,
öpüldünüz!

13 Nisan 2011 Çarşamba

Yaptım oldu diyecektim olmadı

Canlarım!! Bu sabah gönül rahatlığıyla yazıyorum :) Sonunda uyanabildim, sabah erkenden kalktım ve bisikletimin başına geçtim yalnız sadece 5 dak. çevirebildim. Neden mi? Çünkü sabahın 6 buçuğunda çevirdiğim bu pedal o sabah sessizliğinde çok ses yapıyor. Benim evimde alt katım kazan dairesi kimse yok altımda, bisiklette salonda duruyordu yani o saatte uyuyan birilerine sesin gitmeyeceği bir yerdeydi. Fakat şimdi bisiklet odamda duruyor ve altımdaki odada o saatte uyuyan insanlar var. Sessizlikte o kadar yüksek geldi ki sesi, rahatsız oldum insanların tepesinde sabah sabah pedal çevirdiğim için. Ve bu işi akşama almaya karar verdim. Akşam yapmak biraz daha zor geliyor aslında ama bırakmayacağım peşini. Alışana kadar devam :)

Bir de 3 gündür kafamı çikolatadan kaldıramıyorum. Regl olacağım eli kulağında onu biliyorum ama uzun zamandır bu kadar krizli gelmemişti. Neyse ki daha kiloma bir etkisi olmadı hatta ben yine 68.400 oldum bile :) Birazcık daha gayretle mis gibi 65 olacağım belli, yani inşallah :)

11 Nisan 2011 Pazartesi

o eski halimden eser yok şimdi,
sabah uykuları ile dalarım şimdi,
tutun kollarımdan uyurum şimdi,
yorgunum dostlarım yorgunum yorgun... 

8 Nisan 2011 Cuma

saat

ay canlarım dün geliyorum, dönüyorum dedim ama dönemedim çünkü ben akıllısı alarmımı ayarlamayı unutmuşum  ve uyumuşum mis gibi :) bir uyandım bırakın pedal çevirmeyi kahvaltı edecek zamanım kalmamış neredeyse geç kalıyormuşum. ama o arada tartıya çıkıverdim. halama giderken tartımı da aldım yanıma sanki orada yokmuş gibi :) ama ne yapayım hep aynı tartıda tartılmak gerekiyor :) neyse işte bir baktım 68.700, yüzümde güller açarak giyinmeye koştum. demek ki o şokla verdiğim kilolar şokla alındı ama birazcık dikkat etmeye başladım mı geri gidiyor. aman nasıl moral oldu sabah sabah bana :) 

şimdi 16 nisan'da ilk gelinlik provam var, o güne kadar 67 olursam iyi olacak. çünkü o gün vücut ölçülerime göre kumaş ayarlanacak ne kadar zayıf olursam o kadar iyi çünkü sonrasında da kilo vermeye devam etmeyi planlıyorum sonra üzerimden düşmesin :)

hiç büyük harf kullanmamışım, bu yazı da böyle kuralsız olsun madem :)

7 Nisan 2011 Perşembe

Geliyorum, dönüyorum...

kızlar sahalara geri dönüyorum :)

26 Mart'tan beri süre gelen durgunluğum bitiyor. Taşındım, önümüzdeki 3 ay boyunca halamda kalacağım, bu süre içinde evimde tadilat olacak, evi baştan yaratacağız. Sonrasında da kısmetse yeni evde, sevdiğimle yeni bir hayata başlayacağız. Benim bütün bu kilo telaşım bundandır :) Şu anda en büyük motivasyonum bu o yüzden beni takipte kalın, öyle ya da böyle hafifleyeceğim :))

En son öksürdüğümden de bahsetmiştim, işte 26 Mart'tan beri peşimi bırakmayan diğer şey de boğaz trafiğim. En sonunda öksürüğe çevirdi, geceleri beni uyutmadı, gündüzleri kısık sesle dolaştırdı ama sanırım artık geldiği gibi gidiyor...

Bu öksürük hali, taşınma telaşı derken tabi ne pedal çevirebildim ne doğru düzgün yediklerime dikkat edebildim. Ne oldu peki? Şokla giden kilo, aynı şokla geri geldi.. En son 68,400'ü görmüştüm. Şimdi 69,400 oldum. Gerçi 1,5 kilo vermiştim 1 kilo geri aldım ama olsun yine de orada kalabilmek isterdim. Tabi bu duruma takılmayacağım, sağlığım yerinde olsun da gerisi kolay diyeceğim...

Taşınma işim bitti, öksürüğüm de geçti. Artık bisikletimle aynı evdeyim. (o benden bir kaç gün önce taşındı da geçici evimize) kısaca kaldığım yerden devam edebilirim. Yine her sabah 25 dakika pedal çevirmece ve gün içinde kendimi diyet psikolojisine sokmadan yediklerime dikkat etmece :)

Haydi bakalım geri dönüyoruz!!

4 Nisan 2011 Pazartesi

biraz öksürüyorum,
ufaktan taşınıyorum,
azıcık yorgunum,
önümüzdeki günler suskunum...

iyi bakın kendinize,
görüşürüz bir kaç güne...

1 Nisan 2011 Cuma

Pes ediyorum..

Pes ediyorum gün saymayacağım...
Ama pedal çevirmeye ve hafiflemeye pes etmiyorum yanlış anlaşılmasın. Sadece bu hafta sabahları çok kolay uyunan ben bir türlü uyanamadım. Bahane aramıyorum ama şu saatler bir saat ileri atılınca sabahları karanlığa kalkar oldum sanırım bu etkiledi beni. Her gece "tamam yarın sabah kalkıyorum pedal çevirmeye" diye uyuyorum ama sabah alarmı duyduğumda her şey değişiyor. Öyle karanlık öyle kasvetli oluyor ki odam yatağımdan çıkmayı bırakın gözlerimi açmayı beceremiyorum.

E tabi sürekli bir suçluluk duygusu hali, spor yapmıyorum diye. İşte şimdi o suçluluk duygusunu yaşamaya pes etmeye karar verdim. Ne kadar suçlu hissetsem de değişen bir şey olmuyor bari kendimi boş yere üzmeyeyim :))

Bu hafta sonu bir de taşınıyorum ama ufak bir taşınma. 3 aylığına halamın yanına geçiyorum, şu anda oturacağım ev tadilata girecek. Bisikletimi de yanımda götüreceğim. Üstelik halamın evi sahile falan çok yakın, havalarda ısınıyor. Artık sadece sabahları pedal değil akşamları da yürüyüş yapabilmeyi umuyorum.

İşte benim bu aralar hareket hallerim böyle. Diyet hallerim ise kaldığı yerden devam ediyor sadece hasta olduğum 2 gün biraz anne yüklemesi olduğu için 68,400'den 69 olmuşum yine. Ama çok büyütmedim sağlıklı olayım 600 gr her türlü verilir değil mi şekerlerim :))

Bu arada denizkızı yorumlarınla sürekli buradasın, teşekkür ederim. Takip edildiğini hissettiği zaman daha bir sorumluluk yükleniyor insan. İyi oluyor iyi :)) Dedim ve o sırada yeni yorum bıraktığını gördüm, mahçup oldum :( Yok şekerim bu gün de pedal...

30 Mart 2011 Çarşamba

4 Gün oldu

Şekerlerim pedal çevirmeyeli 4 gün oldu :( ama neden? pazar ve pazartesi günü halim yoktu, salı ve çarşamba sabahları ise hastaydım. Evet dün sabah şiş bir boğazla uyandım, dün işten erken çıktım eve gittim ve resmen kendimi bakım kampına aldım. O arada güçleneceğim diye o kadar çok yemişim ki, bir günde 1 kilo alıvermişim. Ama şu anda bunu pek düşünecek halde değilim. Dün yaşadığım sersemlik üzerimden gitti ya o 1 kilo nasılsa gider.

Bu gün daha iyiyim ama ara öğünlerimden birinde muz yiyeceğim yine de. Şu anda vücuduma pek güvenmiyorum bir yolunu bulursa hemen kendini seriverecekmiş gibi duruyor. :)

Yarın sabah kısmetse devam edeceğim spora. Zaten spor yaptığımda da ayrı bir zindelik kazanıyorum. Tekrar onu yaşamak istiyorum. Günlük raporumu verdim artık işe dönebilirim.

Öperim nane şekerlerim :)

29 Mart 2011 Salı

Kızlar, (hep kadınların beni takip ettiğini düşünüyorum da, erkek izleyicilerim varsa yanlış anlamasınlar) 3 sabah oldu pedal çeviremiyorum... :(

Pazar sabahı dinleneyim dedim, dün sabah öyle geçti bu sabah da hasta gibi uyandım terlemek istemedim derken 3 sabahtır tembellik yapıyorum. Bir an önce eski rutinime dönmek istiyorum artık kendimi kötü hissetmeye başladım.. Söyleyeyim de rahatlayayım :)

28 Mart 2011 Pazartesi

İstek Parça

Selinka ve Denizkızı diyet listesinin paylaşımı konusunda ısrar edince daha fazla dayanamıyorum. (ben de böyle okuyor olsam listeyi isterdim sanırım) Kızlar inan sizi yanlış anlamıyorum derdim daha çok kimseyi yanlış yönlendirmemek. Listeyi paylaşırım tabi yazarım buraya sonuçta bana özel değil ama sonra bir diyetisyen, beslenme uzmanı gelip bana kızmasın "Sen kimsin de böyle liste veriyorsun!" diye :)

Bu liste yıllar evvel arkadaşım dr. kontrolünde diyet yaparken doktorun diyeti hızlandırmak için verdiği bir listedir. Liste doktor tarafından verilmiştir fakat arkadaşım için yazılmıştır. Ben uyguladım bana da uydu ama size uymazsa onu bilemeyeceğim.

Kızlar Dikkat şok diyetin esas listesine ulaştım ve hatırladığımdan daha farklı bir kaç şey varmış, keşke daha önce bulsaymışım listeyi bana da değişiklik olurdu neyse onları farklı olarak yazdım dikkatinizi çeksin diye :) ( Selinka belki bu hali ile sen de yapabilirsin )

Kahvaltı : 1 haşlanmış yumurta + 1 dilim light ekmek + 1 normal boy domates + şekersiz çay/kahve 
Ara öğün : 1 porsiyon meyve 
Öğle yemeği : 1 küçük kutu ( 80 gr ) yağı süzdürülmüş ton balığı (isterseniz light tüketebilirsiniz yağsız olarak)
veya 
4  adet ızgara köfte
veya
avuç içi büyüklüğünde ızgara tavuk
+ havuçsuz yağsız salata (limon olabilir tabi ki) 
 + 2 dilim light ekmek 
Ara öğün : 1 kutu meyveli yoğurt (ben sadece light yoğurt tükettim şekerimi zıplatmamak için)
Akşam yemeği : Öğle yemeğinin aynısı veya 2 domates + 1 biber + 1 yumurtadan yapılmış menemen ve 1 dilim light ekmek
+ havuçsuz yağsız salata (limon olabilir tabi ki)

Öğünlerin arasında 1,5 - 2 saat olmasına dikkat etmenizi tavsiye ederim. Ve tabi ki en az 2 lt su içilecek :) Gün içinde yine şekersiz çay/kahve tüketimi serbest... (Ben son yaptığımda günde 2 fincan yeşil çay içtim, normalde de içiyorum ya neyse)

Bu diyet SADECE 2 GÜN yapılacak bir diyet olup 2 ayda bir kereden fazla yapılmaması önerilmekte. Sürekli yapılacak bir beslenme düzeni değil zaten çok kolay da değil. Hani tok tutarak kilo verdiren bir liste değil gerçekten açlığı hissettiğiniz bir liste ama zaten amaç rutini kırarak metabolizmaya hız kazandırmak ve kilo verme sürecine devam edebilmek.

Eğer bir dr. bu yazıyı okuyorsa kusura bakmasın biz böyle kendi aramızda laflıyoruz, kızlar bana çaya gelmişlerdi o arada verdim listeyi gibi düşünün ;)

Şok Şok sonrası

Canlarım şok diyetimi yaptım bitirdim ama sonrasını sizlerle paylaşamadım. 
Perşembe sabahı diyete başlamadan tartıldığımda 69.800 gösteriyordu sevgili tartım. Cumartesi sabahı tartıldığımda ise 68.400 ile mutlu oldum. Yani net 1,5 kilo vermişim iki günde. Ama gerçekten de çok dikkat ettim o iki gün, daha önceki şok denemelerimden olmadı ve başarıyla bitirildi. Sonunda da karşılığını aldım. 
Benim şok diyeti yapmamın iki sebebi vardı. Birincisi hedef kiloma doğru ilerlerken süreci biraz hareketlendirmek ve motivasyon kazanmak, ikincisi özellikle bu günlerde yapmamın sebebi cumartesi günü benim için özel bir gün olması ve o güne mümkün olduğunca zayıf girme isteğimdi. 
Amacıma ulaştım gerçekten de istediğim gibi oldu bu da beni ayrıca motive etti. Cumartesi günü sabah kahvaltım, ara öğünüm diyet usulü ilerledi ama öğle yemeği yemedim ve direk akşam yapılan ikramlara sardım. Onlardan da çok fazla yiyemedim ama pasta yedim. Sonrasında akşam yemeğinde de istesem de çok yiyemedim. Bir tek köftelerimin hepsini yiyebildim. Sanırım ben farkında olmadan midemi baya bir küçülttüm :) 
Pazar sabahı pedal çevirmedim dinlendim, gün içinde yiyeceklerime de çok dikkat etmedim ne varsa yedim ama hep az az yedim daha doğrusu az az yiyebildim. Eskiden Kızılkayalar'dan bir ıslak hamburger üzerine de kaşarlı dürüm döneri mis gibi yiyebiliyorken bu sefer sadece bir ıslak hamburger ve bir ısırık dürümle doydum.  
Doyduğum zaman nasıl mutlu oluyorum bilemezsiniz :) 
Bu sabah da bisiklet için kalkamadım, yarın pedal çevirme çalışmalarıma devam edeceğim. 2 gün ara yeter :)

Bu arada sevgili Denizkızı şok diyetin içeriğine dair bilgi istemiş. Yalnız ben bunu söylemeyi çok uygun bulmuyorum aslında. Çünkü ne diyetisyenim ne de bu konuda bilgi sahibiyim. Sadece bildiğim ve daha önce denediğim bir reçeteyi uyguladım. İnternette yeterince bilgi kirliliği var işin ehli olmayan bir sürü kişi bir sürü konu hakkında yalan yanlış bilgiler veriyor onlardan biri olmak istemediğim için bu isteği ne yazık ki cevaplayamayacağım. Lütfen yanlış anlaşılmasın, listeyi sizlerden saklamak gibi bir niyetim yok. Sadece kimseyi yanlış yönlendirmek istemiyorum...

25 Mart 2011 Cuma

Şok Şok 2. Gün :)

Evet bu gün şok diyetimizin 2. günündeyiz. 

Düne göre daha iyiyim, sanki bünye hemen alışıyor anlamıyorum :) Dün gayet istikrarlı bir şekilde yemem gereken kadar yedim bu gün de inşallah öyle kapatacağım. Böylelikle 2 günlük şoklar şokum son bulacak :) 
Bu sabah uyanabildim ve yine pedal çevirdim, gerçekten çok iyi geliyor bu iş.. Ciddi ciddi sevmeye başladım. 

Yarın da beni uzun zamandır görmeyen bir sürü insan görmüş olacak, bakalım onlar nasıl bulacaklar beni. Gerçi yüzümden anlaşılır hale geldim, ciddi bir süzülme söz konusu (^_^)

İşte böyle şekerlerim, (madem şeker yiyemiyorum siz olun benim şekerlerim) hafiflik çalışmalarım tam gaz devam ediyor. Gerçi ben uzun bir ara vermiştim buradan sizlere seslenmeye üzerine bir de blog yasağı geldi, bilemiyorum orada sesimi duyanlar var mı ama olsun ben anlatayım da elbet buluruz bir okuyan :) 

24 Mart 2011 Perşembe

anlayamıyorum

anlayamıyorum insanları.. ne zaman diyet yapsam, yediklerime dikkat etsem çevremdekiler bu durumu garipsiyorlar, çok farklı bir şey yapıyormuşum gibi sanki kendimi zincirlere vuruyormuşum gibi bakıyorlar...
geçen sene Yasemin Soysal'ın bir kitabını okumuştum orada 3 günlük bir detoks vardı. Detoksu kilo vermek için yapmayın kendinizi arındırmak için yapın diyordu. yapmak için boş olduğunuz değil her zaman vakit geçirdiğiniz insanlarla birlikte yapın diyordu, böylelikle siz yemek yemediğiniz zaman çevrenizdekilerin nasıl tepki verdiğini anlamış olur, sizi sabote edenleri anlamış olursunuz diyordu. ben de denemeye karar verdim, üç gün boyunca meyve ile beslenecektim. detoksu uygulamak için hafta içi okula gittiğim günleri seçtim. o gün okulda yemek yemek yerine çantamdan çıkardığım meyveleri yediğimde gördüm ki çevremdekiler bana inanılmaz destek veriyor. hepsi ilgilendi ve destekledi beni. o zaman çok sevinmiş ve mutlu olmuştum karşılaştıklarımla. işte bu gün de tam tersi sinir oldum verilen tepkilere. herkes neden kilo verdiğimi sorguluyor. yahu size ne? evet son zamanlarda kilo verdim ama ben hala 69 kiloyum ve hala vücudumda fazla yağ var. kendileri dikkat etmedikleri için mi diyorum ama böylesine art niyetli düşünmek istemiyorum ama kilo vermek istemenin neresi kötü? daha gencim ve bu yaşta olmaması gereken yağa sahibim, yazık ileride nasılsa metabolizmam yavaşlayacak. hem zayıf olmanın neresi kötü, daha sadece 42 bedenden 40 bedene indim onları duyan 36 bedenden 34 bedene düştüm sanır.

ayy böyle doldum bu gün işte.. şok diyetimi başarıyla sürdürüyorum.. bu gün bitti bakalım.. yarını da atlatırsak mis gibi olacak :))

Şok Şok!

Canikolarım bu gün şok diyetteyim :)

Bu gün ve yarını kapsayan 2 günlük bir diyet bu. Daha önce arkadaşımın dr. kontrolünde yaptığı diyette dr'un kilo vermesi yavaşladığında ayda bir kereden fazla olmamak kaydıyla uygulayabileciğini söylediği bir diyet bu. Daha önce o bahsettiğim çok kilo verme sürecimde de bir kere yapmıştım ve faydasını görmüştüm. Şimdi de metabolizmamı hızlandırmaktan çok derdim cumartesiye kadar verebileceğim en çok kiloyu vermek :)

Hani 69 oldum demiştim ya 68 olayım bari diye son bir gayret gösteriyorum. Çünkü bu şok diyetle 1 kilo verilebiliyor hatta 1,5 bile olabilir artık duruma bağlı.. Bakalım ben de bu sefer nasıl bir sonuç çıkartacak.

Bu sabah da uyuyakalmışım pedal çeviremedim :( Artık yarın ve cumartesi sabahı asılacağım, hatta cumartesi biraz daha uzun mu çevirsem ne yapsam :))

İşte şimdilik benden haberler böyle, saat 12 olmak üzere ben de heyecanla öğle yemeğimi bekliyorum :)

23 Mart 2011 Çarşamba

Tartı

Hani Dukan diyetimi yaparken tartılmadığımdan bahsedip duruyordum ya, işte artık işler öyle yürümüyor. Sürekli dilimde bir "dijital tartı lazım" lafı dolanıp duruyordu. Sonunda Allah sesimi duydu bedavadan yolladı evime, sonra ben ne yaptım "I-ıh ben bundan istemiyorum olmuşken adam gibi yağ oranını falan ölçenlerden olsun" dedim ve kutusunu bile açmadan kenara koydum. Bir haftadır mahzun mahzun kutusunda bekleyen tartıya bu sabah dayanamadım ve açtım kutusunu çıkardım koydum yere ve çıkıverdim üstüne :) 

En son o hep tartıldığım tartıda 69 çıkmış, bu haftasonu 70.200 olduğumu görmüş ve üzülmüştüm. Bu sabah yeni tartımda tartıldım ve 69.300 çıktım. Artık diğer tartının bir hükmü kalmadı, malum biliyorsunuz önemli olan hep aynı tartıda tartılmak çünkü ancak o zaman anlayabiliyorsunuz kaç kilo verdiğinizi, kimi zaman 2 tartı birbirini tutmayabiliyor. 

İşte böyle 74-75 kilolardan 69'a indim. Gerçekten fark etti vücudum, daha önce 65'i gördüğüm zamanı düşünüyorum da sanırım baya iyi zayıflamışım ben o zaman. Çünkü şimdi bile gözüme gayet iyi geliyor vücudum kim bilir o zaman nasıl duruyorumdur :) Ama bu merakımı gidereceğim inşallah, eğer bu ritmim bozulmazsa bir kaç aya yine o sayıları göreceğime inanıyorum :) 

21 Mart 2011 Pazartesi

Canlarım, bloglar hala sessizliğe bürünmeye mahkum bırakılmış olsa da ben geldim buradayım. 

Sabahları pedal çevirmeye devam ediyorum. Bunu yaptığım için kendimi gerçekten çok iyi hissediyorum. Her sabah enerji doluyorum sanki. Her gün düzenli sporun yeri ayrıymış :) 

Yiyeceklerime dikkat ediyorum. Pilav, makarna yemiyorum. Ekmek yiyorum eğer doymayacağıma inanıyorsam yoksa onu da kahvaltı dışında pek tüketmemeye çalışıyorum. 

Perşembe akşamından beri çok yiyorum :( Ne kadar zararlı şey varsa yedim, içtim... Üstelik bir sabah da pedal çevirmedim. Anlayacağınız son 4 günümü kendimi sabote ederek geçirdim. Ama böyle bir 4 gün geçirdim diye kendimi bırakacak değilim. Bu gün yine ipleri elime aldım. Hafiflik çalışmalarına aynen devam ediyorum :) 

Sonuçları yine bildirmek için geleceğim sizi de her zaman beklerim..

8 Mart 2011 Salı

:)

Hazır kumanda panelime ulaşmışken bana ulaşabilenler varsa onlara ses vermek istedim. 
Canlarım ben sabah sporuma devam ediyorum. Hatta dünden beri zamanını arttırdım 25 dakika pedal çeviriyorum. Gerçekten çok iyi geliyor, sadece zayıflamak değil güne zinde başlamak için de birebir. Spor yapmaya başladığımdan beri sabahları çok daha hızlı hazırlanıyorum ve hep daha erken çıkıyorum. Spor yaparak geç kalma derdine son diyorum :) Tabi tek artısı bu değil. Cumartesi sabahı tartıldım ve uzun zamandır görmediğim bir sayıyla karşılaştım. 69.300 yazıyordu tartıda. Bir mutlu oldum, bir mesut şekilde indim tartıdan anlatamam. Güzel şey zayıflamak. Zaten zayıfladığımı hissediyordum da bu kadar beklemiyordum. Daha bir gaza geldim :) Büyük hedefler koymadan ufak ufak ilerleyince daha emin adımlarla yol alınıyor sanırım. Şimdi hedefim 67 olmak. Bakalım iki hafta sonra tekrar tartılacağım. Umarım o zamana bu blog yasağı saçmalığı son bulur da sizlerle daha sık sık iletişime geçebilirim. 

Yemek düzenime değinmemiz gerekirse, sabahları kızarmış bir dilim ekmek, haşlanmış yumurta ve peynir yiyorum. Beyaz peynirim mis gibi ezine peyniri öyle light falan değil. Yiyemiyorum onları. Sonra saat 10-10:30 arası yarım paket light bisküvi ile ara öğün yapıyorum. Hatta bu yazıdan sonra yiyeceğim. 12'de öğle yemeğinde o gün ofiste ne piştiyse ona göre ayarlıyorum. Mesela dün brokoli çorbası vardı. Bir kase ondan içtim, üzerine de kabak yemeği vardı ondan yanında 1 dilim ekmekle yedim. (Ekmeklerim ya tam buğday, ya tam tahıllı gibi sağlıklı seçenekler oluyor, zaten beyaz ekmek sevmeyen biriyim) Yine 4 gibi ara öğün yapıyorum sabahtan kalan yarım paket de bu saatte bitiyor. Bazen bisküvi ile çay içiyorum sonra üzerine bir bardak Nescafe Lif-Aktif içiyorum. (Yeşil paket) O bir bardak öyle yoğun oluyor ki bir şeyler yemiş gibi oluyorum. Akşama da evde ne varsa ondan bir porsiyon ayarlıyorum ama bu saatte ekmek yemiyorum. Gün içinde mutlaka 2 litre su bitiriyorum ve yeşil çay içiyorum. Akşam yemeğinden sonra bir daha bir şey yemiyorum. 

Durum budur şekerlerim, ben bu şekilde ne aç kalıyorum, ne kendimi diyette gibi hissedip strese giriyorum.. Üzerine bir de kilo veriyorum daha ne isterim ki :) En kısa zamanda görüşebilmek dileğiyle... 

Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun!!!

24 Şubat 2011 Perşembe

Canlarım,

Bu sabah yine 20 dakikalık ufak bir spor seansı ile günüme başladım. 20 dakikayı arttırmayı şimdilik düşünmüyorum hedefim daha çok spor yapmak değil düzenli spor yapmak. O yüzden kendimi bıktırmadan bu işi oturtmak istiyorum. Öbür taraftan diyette değilim fakat yediklerime büyük ölçüde dikkat ediyorum. Mutlaka ara öğün yapıyorum, sürekli su içiyorum. Günde 2 bardak yeşil çay içmeye özen gösteriyorum. Kuru kayısı yiyorum ki böylelikle kan şekerimi dengeliyorum. Bu arada bir şeyi daha çok net anladım ki bana tatlı yaramıyor. Daha doğrusu eğer son yediğim şey şekerli, tatlı bir şeyse 1-2 saat sonra acıktığımda açlığa hiç dayanamıyorum, başım dönüyor, elim ayağım boşalıyor. Ama eğer tatlı değil de light bisküvi gibi hem katı hem de şekerli olmayan bir şey yemişsem acıktığım zaman sadece acıkmış oluyorum. Hem öyle fiziksel bir rahatsızlığım olmadığı için daha normal porsiyonlarla yiyorum hem de hızlı yemiyorum.

Evet işte benden bu günlük böyle :) Bu arada 3 kilo vermiştim ya dukanla, tartılmadım ama sanırım hala koruyorum kilomu ve yarın atak yapmayı planlıyorum. Haftanın bir günü yapın diyordu yapmaya karar verdim :)

23 Şubat 2011 Çarşamba

22 Şubat 2011 Salı

Bir an çırpı bacaklı kızlara sinir olduğumu fark ettim..

Yok zayfı olan biçimli bacaklarla işim yok, onlar mis gibi görsel ziyafet. Ama böyle zayıflıktan kadedi çıkmış, kerkenez gibi kızların bacakları süpermiş gibi etek giyip onları göstermesi güzel olmuyor. Sopaya etek giydirmiş gibi...

Böyle kızdım gibi oldu ama bakmayın ben bacaklarımı pek severim. Biraz erkek bacağı gibi kaslıdır, azıcık kalındır da ama biçimini severim. Hasetlik değil yani yaptığım ;)

Hareket Bereket :)

Canlarım biliyorsunuz artık dukan diyetini yapmıyorum. Aslında çok severek uygulamıştım 3 kilo da vermiştim amma motivasyonum bir kırıldı yeniden yapıştıramadım. Fakat sanmayın ki homini gırtlak yiyorum. Dikkat etmeye devam ediyorum. Ne yapıyorum?

Her sabah kızarmış bir dilim ekmekle birlikte biraz beyaz peynir yiyorum. Peynirim bildiğiniz ezine keçi peyniri, light değil çünkü light beyaz peynirlerle kesinlikle aram iyi değil. Sonrasında bazen ara öğün yapıyorum bazen yapmıyorum. Bu gün yanımda gün kurusu kayısı getirdim. 10 gibi 2-3 tane ondan yiyeceğim. Hem gün kurusu çok da faydalı. Öğle yemeklerinde şirkette ne çıkarsa ondan yiyorum. Zaten bizim ofiste yağlı yemekler olmuyor. Hafif beslenebiliyorum. Sonra akşam üstü de bir ara öğün yapıyorum. Bazen light meyveli yoğurt yiyorum bazen yarım paket light bisküvi. Değişiyor işte gününe göre. Bir de bazı günler light ice tea alıp geliyorum işe, o zaman akşam 5 çayı keyfi olarak onu içiyorum :) Daha önce kilo verdiğim o güzel diyette günde 1 kutu light içecek hakkım vardı. Aslında şu anda yaptığım şeyler daha çok o diyete benziyor. Sonra akşam eve gidince de ev yemeği yiyorum. Dün gerçi ankara tava (şehriye pilavı ve et ikilisi) vardı evde, kendisine pek dayanamam. O yüzden akşam akşam pilav yemiş oldum. Neyse ama bu duruma takılıp kendimi harap edemeyeceğim :)

Başlığı neden böyle attığıma gelirsek. Bu sabah itibariyle evdeki kondisyon bisikleti ile spora başladım. Her sabah sadece 20 dakika yapacağım sporla hayatıma hareket katabileceğime ve kısa zamanda bunun karşılığını alabileceğime inanıyorum. Sporu düzenli yapmanın faydaları saymakla bitmez zaten bilirsiniz. Hele böyle güne sporla başlamak en güzeli. İnşallah kendimi hayal kırıklığına uğratmam ve sadece 20 dakika daha erken kalkmakta vazgeçmem.

İşte şimdilik böyle bakalım bu hafif ama sağlıklı yaşam tarzım bana önümüzdeki günlerde nasıl geri dönecek?

18 Şubat 2011 Cuma

Dün yaptığım uzun itiraftan son bende bir değişiklik oldu sanki. Sadece "itiraf ettim rahatladım" psikolojisi mi yoksa gerçekten de mi anlatınca bir aydınlama yaşadım çözemiyorum. Sanki dün içimi böylesine döktükten sonra hafiflemeye başlamışım gibi hissediyorum :) Anlattıklarımın bir çoğunun içimde böylesine biriktiğini bile fark etmemiştim aslında sanki bir yük gibi taşıyormuşum.

Kim bilir dün yazdığım yazı bir dönüm noktası olur benim hafifleme maceramda ;)

17 Şubat 2011 Perşembe

Kızarmış Ekmek içindi Bu yazı bak neler çıktı....

Dikkat Bu Uzun bir İtiraf Yazısıdır...

Normalde çok ekmek yiyen birisi değildim taaa ki 2007 sonbaharında yaptığım diyete kadar. (Vay! 3 sene olmuş.) O diyet hayatımda yaptığım en başarılı diyetti. Benim için hem çok iyi hem çok kötü sonuçlar doğurdu. O diyeti yaparken yanımda en yakın arkadaşlarımdan biri vardı ve diyet onun daha önce dr kontrolünde yaptığı ve ciddi kilolar verdiği diyetin aynısıydı. O daha önce yaptığından yönlendirmeleri yapan da oydu. O zamanlar öğrenci evinde olduğumuz için 24 saat beraberdik ve sağlıklı beslenme uzmanımla beraber yaşıyor gibiydim. Bütün yediklerim kontrol altındaydı. O dönem 1,5 ayda 6 kilo vermiştim. (70 kilodan 64 kiloya düşmüştüm.) Çevremdeki herkes bendeki değişimi fark etmiş, sevdiğim bana bir kez daha aşık olmuş, ben hiç giymediğim kıyafetleri giymeye başlamıştım. Çok mutluydum çok! Ama mutluluğum çok uzun sürmedi çünkü sandım ki bir kere böyle kilo verince öyle kalacağım. Ama kalmadım, 1 sene sonra eski halime dönmüştüm bile. Biraz inkar ediyordum bu durumu, çünkü hala kilo verdikten sonra aldığım kotların içine giriyordum. Tabi kotların patlamak üzere olduğu gerçeğini göz ardı ederek. Hala yüzüm yuvarlanmamıştı demek ki o kadar da çok kilo almamıştım. Tabi bu tamamen benim kendimi kandırma yalanlarımdan biriydi. Almıştım işte bütün o kiloları. Yine 70 kilo olmuştum. 70 kilo olduğum zamanlarda bile insanlar benim kilomu 60 diye tahmin ederken 64 kiloyken sanırım 55 kilo falan gibi duruyordum o yüzden çok iyi bir duruşa sahip olmuştum ama işte şimdi yine 70tim. Yeniden aynı diyeti yapmaya çalıştım ama sürdüremedim, devamını getiremedim. Bir önceki diyetimdeki başarının sürekli "başka biri" tarafından kontrol altından tutulmaktan geldiğine inandım, o zamanki başarının sadece bana ait olmadığına inandım. O sırada okul bitmişti, iş arıyordum ve bulamıyordum. İşsizdim, sıkılıyordum. Yedim.. Verdiğim kiloları almam yetmezmiş gibi daha da aldım. Bu arada "düşünce gücüyle" daha yakından tanıştım. Duygusal yiyiciliğin ne demek olduğunu öğrendim. Benim de bir duygusal yiyici olduğum gerçeğiyle yüzleştim. Kilo vermemin sadece fiziksel bir süreç değil psikolojik de bir süreç olduğunu kavramaya başladım. (Sonrasında da bu fikri sorgulamaya başladım) Sonra sevdiğimin askerlik işi çıktı, o askere gidecekti ve sevdiği yiyecekler yapılıp duruluyordu. Ben de yanında onunla birlikte besleniyordum. Askere gittiğinin ertesi günü kendimi diyetisyene attım, tartı 75 gösteriyordu. Vücudum inanılmaz şişkindi, su toplamıştım. (Gerçi sonrasında eve gittiğimde tam diyetisyendeyken regl olmuş olduğumu fark ettim, malum regl dönemi=şişkinlik dönemi) Ama bu bir mazeret değildi tabi. Artık 64 kilo olan Pelin'den tam 11 kilo uzaktım. Bir program yaptık, bu programa göre 2 ayda 10 kilo hedefledi dr. bence fazla büyük bir hedefti ve kendime 2 ayda 10 kilo verebileceğime inanmadım. Başladım diyete ve 2 ayda anca 5 kilo verebildim. Verilen paraya acıdım, yapamadığım için kendime kızdım. O 5 kilo hiç kalıcı olmadı ve sürekli 2-3 kilo aldım, verdim. Bir gün 73, bir gün 74, bir gün 72 oldum. Ama bir daha 70 altına inemedim. Kış oldu yüksek lisansa başladım. Hala işsizim farkındaysanız. Ruhum başarısız olduğum gerçeğiyle dolu. Evet okuyorum yine ama istediğim esas şey bir iş. Ya da ben öyle sanıyorum. Bir türlü işe giremediğim için kendimi aciz hissediyorum. Spora gitmeye başlıyorum, vücudum kendine geliyor şöyle bir toparlıyor. Diyetlerle ilgili kitaplar okuyorum, yediklerime dikkat ediyorum. Kendimi sürekli olarak light ürünlerle beslenmek zorundaymışım gibi hissediyorum. Kalorili yiyecekler yerken insanların "Pelin bunu bu kiloyla nasıl yersin, biraz dikkat etsene" diye düşündüklerini sanıyorum. İçimde sürekli bir pişmanlık. Bir yandan özlüyorum, deli gibi sevdiğimi özlüyorum. O yok, uzakta, hem de tehlikeli yerlerde. Onu kaybetme korkusu ile akşam yalnızlıklarımı dolduruyorum yiyeceklerle. Askerden döndüğünde zayıf bir Pelin olarak onu karşılamak için planlar yapıyorum. Şu kadar zamanda bu kadar veririm, böyle yerim, şöyle içerim diyorum ama olmuyor. Olmadıkça daha çok üzülüyorum, olmadıkça daha çok kızıyorum kendime. O dönüyor, 15 ay bitiyor. Ben hala bıraktığı yerdeyim. Hala 70 üzerinde bir kilom var. O beni bir kere öyle zayıf gördü ya, istersem zayıflayabileceğimi gördü ya. İstiyo ki yine öyle olayım. Haksız sayılmaz, bu fazlalıklardan kurtulmak benim için de gerekli üstelik yapabilmişliğimde var. Ama beceremiyorum bir türlü o rutini tekrardan kuramıyorum. En sonunda yeni yılı hedefliyorum. Dukan diyetini farklı buluyorum. Üstelik aç kalmamak üzerine dayalı bu sistemle, sevdiğim proteinlerle besleneceğim. Aç kalınca başımın dönmesine çare var. Çünkü bu açlık hali beni korkutan bir hal almaya başlamıştı. Aç kaldım mı bayılacak gibi hissediyorum ve gözüm bir şey görmüyor. O ilk diyetimi yaparken böyle bir sorunum yoktu sonra çıktı. Şimdi aç kalmak benim için dayanılmaz bir şey. Dukana başladım, iyi gidiyordum. 3 kilo vermiştim. Neden bıraktığımı hala bilmiyorum. Bırakınca kendimi klasik kıtlıktan çıkmış insan moduna soktum, tatlı yedim. Tatlı yediğimde anladım ki tatlı bana yaramıyor. Baş dönmelerimin esas sebebi o. Biliyorum neden olduğunu da, kan şekerimi çok hızlı yükseltiyor sonrasında da tabi ki hızlı düşüyor. Daha yavaş yükselmesi gerek ki kontrollü olsun. İşte şimdi ne diyetteyim ne değilim. Hala pilav, makarna yemiyorum. Hala hamurdan kaçıyorum ama işte ekmek var. Bütün diyetim boyunca aklımda sadece kızarmış ekmek vardı. Şimdi her sabah kızarmış ekmek yiyorum bir daha gün içinde yemiyorum.

Bu gün bunları anlatma niyetiyle başlamamıştım yazıya, sadece diyetteyken en fazla kızarmış ekmek özlediğimi anlatacaktım. Ama birden yıllardır içimde biriktirdiklerimi kusarken buldum kendimi. Özellikle durdurmadım çünkü ilk defa anlattım bunları benden başka birilerine. Rahatladım mı bilmiyorum. Ama içimden çıktıkları için mutluyum. Daha eklenecek çok şeyler vardır eminim ama şimdi bu kadarı döküldü parmaklarımdan...

16 Şubat 2011 Çarşamba

Söyleyecek çok şey birikti..

Sizlerle konuşmayalı çok oldu.. Bu arada sağolun merak edenler oldu, iyiyim bir problem yok. Sadece diyetle olan sıkı bağımı koparıverdim ve bu yüzden sizlerle yüzleşemiyordum.

"Diyet" denen şeyle çok fazla uğraşıyorum sanırım. Sürekli bir şeyler okuyorum, dinliyorum ve öğreniyorum. Kesinlikle "çok biliyorum" demiyorum sadece biraz dozunu kaçırdım çok fazla çeşit şey biliyorum. Kilo vermek üzerine söylenen pek çok şeyden haberdar oluyorum ve şaşkın ördek gibi ne gelse önüme takip edilebilir bir tarafını bulmaya çalışıyorum.

Bir yanım diyor ki kilo vermek tamamen duygusal bir şeydir, duygularınla bir bağ kurduğun için böylesin veya duyguların yeterince bağ kurmadığın için böylesin. Öbür yanım diyor ki, kilo vermek tamamen fiziksel bir olaydır, senin yediklerinle, hareketlerinle, yediklerini yakmanla alakalıdır. Kilolarının duygularınla bir bağı yoktur diyor.

Sonra "diyet endüstrisi" denen olguyla yüzleşiyorum, yapılan araştırmaların hep diyetle kilo verenlerin verdikleri kiloları aynen hatta fazlasıyla geri aldığını ortaya koyuşunu görüyorum. Peki diyorum o zaman fazla kilolardan nasıl kurtulacağız? Diyet yapmadan fazlalıklar nasıl gidecek? Sağlıklı beslenmenin bir yaşam tarzı haline getirilmesinden bahsediliyor. Katılıyorum bence de, anlık değil ömürlük olmalı fakat sağlıklı beslenme daha çok kiloyu sabit tutmakta işe yarıyor. Vücudumdan atmam gereken fazlalıkları tamamen yok edemiyor. (Ya da ben öyle sanıyorum.)

Bir yandan profesyonel yardım almam gerektiğine inanıyorum öbür taraftan diyorum ki kendi otokontrolüme sahip değil miyim, kilo vermem için illa birilerine rapor mu vermem gerekiyor? Bir yandan profesyonel yardımı düşünüyorum öbür taraftan "diyet endüstrisine" kapılıp giden biri olmak istemediğimi.

Anlayacağınız sevgili izleyenlerim bu blogun sevgili sahibesinin kafası pek karışık. Kilo vermek istiyor ve ne yapacağını bilemiyor....

3 Şubat 2011 Perşembe

32. Gün

Bu gün 32. Gün!
TV programı gibi diyetimde ufak değişiklikler yapmaya karar verdim.

Zencefilli Çörek nasıl gittiğini sormuş, özellikle buradan cevaplamak istiyorum ki herkes görsün cevabımı. Açık ve net olarak diyorum ki kötü gidiyor! Evet ben son bir kaç günkü motivasyonsuzluğum sonunda yenildim. Çikolataya karşı yenildim seyircilerim.. Dünden beri ciddi bir kaçamak halindeyim. ( Sevdiğim dün sen geldiğinde kapıyı biraz geç açtığımı fark ettiysen sebebi kaçak yediğim tatlıları kaldırma telaşıydı, üzgünüm ) Şu güne kadar böyle yaptığım zararlı kaçamakları hep çevremdekilerden saklayan biri oldum. Kalabalıkta kendimi çok güzel kısıtlayabilirken böyle yalnız kalınca abarttığım çok oldu. Sadece bu diyet sürecimde değil öncesinde de hep böyle oldu. Zaten bu anlar yüzünden o fazlalıklara sahip olduğuma inanıyorum. Bu konudan daha öncede bahsetmiştim zaten. Tam anlamıyla duygusal yiyici olmanın ceremesini çekiyorum. Bir şekilde yemek ve duygularım arasında bağı koparmam gerek.

Bu kadar konuşmamın üzerine diyeti bırakıyorum sanmayın. Aslını isterseniz diyeti bırakmıyorum ama seyir evresini bırakıyorum. Normalde istediğiniz kiloya ulaşana kadar yapmanız gereken seyir evresini sonlandırmaya karar verdim. İstediğim kiloda olmama daha çok var fakat ben dayanacak gücüm olup olmadığından emin değilim.... Biraz ekmeğe ihtiyacım olduğuna karar verdim ve meyveye. Her gün meyve yiyen biri değilim ama mis gibi bir portakalın veya mandalinanın yerini doldurabilecek bir şey yok bu diyette. Dün akşamda iş çıkışı ciddi bir açlık yaşadım ve sonunda halamın nefis mısır unlu ekmeğinden bir parça yedim. Ve o an anladım ki vücudum midemin suyunu alan böyle kuru şeylere çok aç kalmış. O yüzdenmiş uzun zamandır yaşadığım motivasyon eksikliği. Kepekli yulaf unuyla bir şeyler yapılıyor ama tadına alışamadım bir çoğunun süreklilik sağlayamıyorum.

Öff işte böyle kafam karışık azıcık. Kilo vermem gerektiğini farkındayım, bunu da çok istiyorum ama şu anda güçsüz hissediyorum kendimi. Belki 1-2 güne toparlar ve tekrar seyir evresine geri dönerim ama şu anda nedense mutsuzum diyetimle. O diyetimle çok mutlu olduğumu söylediğim anlar gibi hissetmiyorum. Bir şekilde diyet ritmimi bulacağıma inanıyorum.

Benim yazılarımla motive olanlar hadi bakalım şimdi sıra sizde. Siz de beni motive ediverin bakalım :))

2 Şubat 2011 Çarşamba

31. Gün

Dün motivasyonum düştü diyerek sizlere dert yanıyordum. Bu sabah bir açtım ki bilgisayarımı sizler yorum yapmışsınız kilomla ilgili. Aman beni ne kadar mutlu ettiniz, aman beni nasıl motive ettiniz bilemezsiniz :)

Happy Mixy 55-60 arası adsız izleyicimse 60-65 arası olarak bir tahmin yürütmüş. Oralardan bu kilolarda göründüğümü düşünmenize çok şaşırmadım aslını isterseniz. Çünkü çevremdekilere de sorduğumda hep böyle tahminler alıyorum, o yüzden de insanların bir çoğu neden kilo vermeye çalıştığımı anlayamıyor.

Canikolarım benim boyum 1,74 ve şu anda 3 kilo vermiş halimle kilom 72. Yani o resimde gördüğünüz kız 72 kilo. Sizler benim daha çok hedefimi tahmin etmişsiniz diyebiliriz :) Hedefim 60-65 kilo arasına inebilmek. Kilomu o aralığa sabitleyebilmek istiyorum. Bundan 4 sene evvel güzelcene kilo verip 64 olmuştum ve o kilom uzun yıllardır gördüğüm en zayıf halimdi. Çok da güzeldi, sanki hep öyle kalacakmışım gibi hissettim ama olmadı :( Sinsi sinsi geri geldi kilolarım. Şimdi tekrardan onları vücudumdan kovma zamanı :)

Bu gün bir de yeni bir kitaba başladım. "Yemek Kadın ve Tanrı" kitabı ile bakalım bu sürecime biraz daha destek olmak istiyorum.

Anlayacağınız dün motivasyonsuzdum bu günse 2 tane yenilikle kendime geldim... Tavuklarıma devam hadi bakalım görüşürüz!!!

1 Şubat 2011 Salı

30. Gün

Motivasyonum düşüyor... İlk günlere nazaran çok daha kuvvetli bir şekilde direnç göstermeye başladım.
Bu kadar titizliğe, tamam arada kaçamaklarım oldu ama, daha fazla kilo vermiş olmam gerekiyordu diye düşünüyorum..

Off işte bu günlerde tam diyet yapan insan kişisi modundayım... Canım her şeyi istiyor...

Kaçıyorum... Mucuk mucuk...

31 Ocak 2011 Pazartesi

29. Gün

Selamlar şekerlerim,

Kimseler kilomu tahmin etme yarışına girmemiş :) İçinizden kaç geçiyorsa söyleyebilirsiniz emin olun alınmam rahat olun :))

Zaten benim de bu sabah anlatacak pek bir şeyim yok. Dünkü diyet katliamımdan sonra zaten pek diyet üzerine konuşmaya yüzüm yok. Bu hafta kendime cidden dikkat edeceğim. Kendimi tekrardan diyete başlamış gibi hissediyorum...

30 Ocak 2011 Pazar

Haftasonu sizlere kilomu tahmin ettireceğim demiştim, gelin görün ki haftasonu bitti ben daha anca resimleri yükleyebiliyorum. Aslını isterseniz bu gün çekinebilirim sanmıştım olmadı ve şimdi kalktım sizin için çekindim resimleri. Bu yüzdendir ki tam boy bir fotoğraf olamadı elimde. İşte 3 kilo verdikten sonraki halim. Üzerimdeki elbise Koton'dan ve L beden. Hani kafanızda bir fikir olsun diye.. 

İşte ben cancağızlarım... Buyrun bilin bakalım kaç kilo olabilirim acaba :) 


Ayna üzerindeki stickerları görmezden geliniz lütfen :) 

28. Gün

Bu gün utanıyorum bu diyet bloguma yazı yazmaya.. 

Bir kutlamamız vardı ve bu yüzden bu gün bütün diyetim delik deşik oldu. Kutlama öğle saatlerinde olduğu ve ben de geç kalktığım için kahvaltı yapmadım ve direk güne çikolatalı pasta ile başladım. Tamam ince bir dilim yedim ama pasta sonuçta. :( Bir de 2-3 tane böyle tuzlu gevrek gibi bir şeyler vardı onlardan yedim. :( Sonrasında da bir dönerciye gidildi. Sadece döner satılan bir yerde tek yiyebileceğim şey dönerdi. Lavaşını falan yemedim ama döner de yağlı oluyor işte :( Bir daha bir şey yemedim, hoş zaten yiyecek yerim de kalmadı.  

Anlayacağınız bu gün tamamen bir yaramazlık günü oldu.. Affediverin beni, sakın beni örnek almayın, siz diyetinize devam edin... Şurada diyet blogu yazıyorum ve yaptığım işlere bak.. Cık cık cık.... 

29 Ocak 2011 Cumartesi

27. Gün

Vay arkadaş demek istiyorum. 27 gün olmuş :)) 

Haftasonu kilomu sizlere tahmin ettireceğim demiştim ama bunun için pazar gününü beklemeniz gerekecek çünkü yarın bir kutlamamız var. O arada çekineceğim nasılsa diyerek bu gün iş çıkarmadım kendime :)) 
Böyle de tembel bir ruhum var işte, bu tembelliğe karşın diyet yapıyor olmama şaşıyorum... 

Her neyse bu güne dönersek eğer. Bu sabah kalktım bir güzel kendime peynirli omlet yaptım hazır vaktim varken farklılık olsun istedim. Sonrasında öğle yemeğim için et karışımı ile haftasonumu şenlendirdim. Akşam üstü babamlara gitmeye karar verdim. Ve orada misafir olduğunu, çaylar pastalar tüketildiğini bildiğimden ötürü tatlımı da yanıma aldım öyle gittim. Dün akşam kendime cheese-cake yapmıştım da :) Aldım yanıma gittim böylelikle hem onlara eşlik edebildim hem diyetimden çıkmadım hem de yemediğim için maruz kaldığım sitemlerden uzak kaldım. Ve akşam yemeği en güzeliydi. Uzun zamandır canım balık istiyordu. Biz çok balık sever bir aile olduğumuz için Küçükyalı'da sevdiğimiz bir balıkçı var oraya sık sık gideriz. Bünye alışmış uzun zaman olmuştu, Allah'tan akşama oraya gittik. Oranın balık çorbasına bayılırım fakat çorba terbiyeli bir çorba ve muhtemelen içinde un var. O yüzden ben istemedim ama babamlarınkini de kaşıklamadan duramadım. Izgara palamut ve roka ile gayet de sağlıklı ve diyetime uygun olaraktan akşam yemeğimi sonlandırdım. Hatta balık çok bile geldi ki, bana balığın çok geldiği şu güne kadar görülmüş şey değildir. Ben tam bir balık canavarıyımdır, artık ne olduysa kalanı paket olarak buzdolabıma yollandı. 

İşte böyle canikolarım. Şimdi böyle yazınca baya güzel yemeklerle dolu bir gün geçirdiğimi anladım. Daha da mutlu oldum. Yarın görüşürüz!! 

28 Ocak 2011 Cuma

Sizlere esas kilo verme niyetimi açıklamak istiyorum.

Kilo vermek istiyorum çünkü çeşit çeşit yiyecekler deneyip mutfağımı şenlendirmek istiyorum. Gönlümce yemek yiyebilmek için önce kilo vermem gerekiyor. O yüzden önce kilolarımı vereceğim, hafifleyeceğim. Sonrasında da sahip olduğum kiloyu sabit tutmaya çalışarak mutfağımı çeşit çeşit lezzetlerle şenlendireceğim. Olay budur canlarım. Açık ve net olarak ben yemek için yaşayanlardanım. Sağlığım için vücudumdaki fazlalıklara daha fazlasını eklemeden önce onları yollayıp sonrasında dengeli bir sistem kurmam gerekiyor. Yemek yemek için kilo veren biriyle daha önce tanışmış mıydınız :))

26. Gün

Dün kü aksaklıktan sonra bu gün tekrardan beraberiz. Bakıyorum da neredeyse bir ay olacak ben diyete başlayalı. İtiraf ediyorum ki en son 3 kilo vermiştim ama şu anda daha fazla vermiş gibi hissetmiyorum. Pazar gününe kadar hala vaktim var ama sanki 1 ayda 4 kilo veremeyecekmiş gibi hissetmeye başladım. Bu aralar zaten birazcık motivasyonsuzum. Yanımda birileri varken daha kolay uygulamaya başladım, evde tek başıma olduğumda ağzıma bir kaç ufak kaçamak atmaktan kendimi alamadığım anlar oldu bu haftaiçi :( O yüzden de süreci kendi kendime sabote etmiş oldum ve yavaşlattım. Pişman mıyım? Evet, ama bu pişmanlığa takılıp diyetimi daha fazla bozamam. O yüzden yaramazlık yaptıktan hemen sonra kendimi toparlamaya başlıyorum.

Bu blogu biliyorsunuz ki tamamen kendimi motive etmek için açmıştım. Buradan ne kadar çok şey paylaşırsam o kadar rahatlıyorum. Sanki yazdıkça güçleniyorum. Ve bu arada da sadece kendi kendimi motive etmemiş oluyorum. Bir yandan da yolladığınız güzel yorumlarla motivasyonuma motivasyon katıyorum. Hatta dün sabah okuduğum bir yorum (adını veremiyorum bırakmamışsın) sayesinde doğru yolda olduğuma öyle inandım öyle mutlu oldum ki dün hiç yaramazlık yapmadım, çok usluydum. :)

Yine adsız bir yorumda da kaç kilo olduğum ve kaç kiloyu hedeflediğim sorulmuş. Bunun yanı sıra gayet zayıf gözüktüğümden bahsedilmiş. Şöyle söyliyeyim, kilomu şu anda söylemek istemiyorum ya da hedef kilomu onun yerine haftasonu sizlere kilomu tahmin ettirmeye çalışacağım bakalım bu eğlenceli oyunda kimler kilomu doğru tahmin edebilecek. Ondan sonra da hedefimi açıklayacağım. Bu arada zayıf gözüktüğümü hangi resmime dayanarak söylediysen adsız izleyicim, o resmi şöyle bir büyüteyim ben :)))

Şimdilik benden bu kadar. Haftaiçi yaptığım yaramazlıkları da paylaşınca rahatladım. Şimdi uzunnn bir müddet kaçamaksız devam edebilirim.

27 Ocak 2011 Perşembe

25. Gün

Canlarım bu gün öyle yoğun geçti ki sizlerle irtibata geçemedim...

Bu gün diyetime dair bir farklılık olmadı zaten meraklanmayın. Yine yumurta + peynir ikilisi ile kahvaltı ve sonrasında tavuklu öğünler ve sonrasında da pilates.

Çok güzel yorumlar geldi onlara cevaplarını yarın verebileceğim. Görüşürüz şekerlerim :))

26 Ocak 2011 Çarşamba

Öğle yemeği için son 15 dakikam. Mutfaktan börek kokuları geliyor. Sanmayın ki yiyeceğim. Sadece kokunun çekiciliği karşısında kuvvet toplamak için sizlerle paylaşiyim dedim :)

Yoksa ben yine haşlanmış tavuk ve yoğurt yiyeceğim :)

24. Gün

Şekerlerim bu gün için farklı bir şey yok menümde sizlere sunacağım o yüzden aklımdan geçenleri paylaşacağım :)

Sabahleyin hazırlanırken şunu düşündüm de, diyet yaparken sıkılırız. Motivasyonumuzu kaybettiğimiz anlar olur. "Amaannn, bir kere geldik dünyaya şimdi bunu yemiycem de ne zaman yiyeceğim", "Off yeter ya, onu yeme bunu yeme, sıkıldım, streste kilo aldırır al işte stres yaptım" gibi düşünceler kafamızda uçuşur. Bazen bu cümlelerin arkasından ağzımıza yasaklılardan bir şey atarız, ya da miktarı abartıp kendimi şişiririz. Buraya kadar kabulüm peki bundan sonra ne yaparız? Esas tehlike genelde bu noktada başlıyor, çünkü diyet yapmaktan sıkılmış bünye "battı balık yan gider" diyerek fütursuzca yiyeceklere saldırmaya başlıyor, ağzına attığı lezzet ve kalori bombalarını ilk önce suçlulukla öğütürken bir an sonra zevkle bir sonraki lokmayı ağzına atıveriyor. Sonra da "ben niye kilo veremiyorum" veya "al işte yaptığını beğendin mi, onca emek boşa gitti" diyerek kendini kapatıyor. Diyet yapmaktan sıkılabiliriz, canımız hamurlu, yağlı, şekerli, zararlı bir sürü yiyecek isteyebilir. Kimi zaman irademize yenilerek ağzımıza onlardan atabiliriz bile ama en önemlisi devam etmemiz gerektiğini bilmemiz. "Battı balık yan gider" diyerek diyetten vazgeçmemiz. Olabilir o an birden kendimizi kaybetmiş olabiliriz ama şu anda aklımız yerinde yani hemen sürecimize geri dönebilir ve kaldığımız yerden devam edebiliriz. Evet belki süreci biraz yavaşlatmış hatta biraz geriye sardırmış bile olabiliriz ama bu demek değil ki vazgeçmeliyiz. Ufacık bir lokma için koca bir emeği çöpe atmayalım.

25 Ocak 2011 Salı

Evet şu anda öyle bir durumdayım ki, kendi kendime gülüyorum. Şu son 3 saatte ne olduysa sanki 3 haftadır verdiğim bütün kiloları geri almış gibi hissediyorum şu anda. Süt getireceğimden bahsetmiştim dün, evet bu gün yanımda süt getirdim ama sanırım biraz fazla geldi. Bir de meyveli yoğurt, su, çay, nescafe derken davul gibi oldum :) İşin komik yanı bu akşam spora gideceğim için akşam yemeğimi de yanıma almıştım, hatta demin yedim ki sindirilmeye başlansın. Ve bu erken yeme psikolojisinden midir nedir bu gün sanki aç kalacakmışım gibi hissediyordum. Ama şu anda emin olabilirsiniz ki 23 gündür hiç bu kadar tok olmadım :))

Diyeceğim o ki, ben bu kadar çok şey yemeye, içmeye hazır değilmişim. Haftalardır uyguladığım sistem işe yaramış ve az besinle daha mutlu bir bünyeye sahip olmuşum. :) Her işte bir hayır var, bu gün de bunu öğrenmiş olduk.. Umarım spora kadar biraz hafiflerim yoksa bu şekilde pek rahat bir seans olmayacak benim için :))

23. Gün

Canım blogum, bazen şu diyetimde blog açmasaydım bu kadar istikrarlı bir şekilde devam edebilir miydim merak ediyorum. Hem burada yazdığım için bir sorumluluk hissediyorum hem de pes etmek istediğim anlarda sizlere ne diyeceğim aklıma geliyor ve hemen o güçsüz halimden uzaklaşıyorum. Hani diyet yapacak olanlara her gün neler yediklerini tavsiye ederler ya, burası da az çok öyle bir görev görüyor benim için. Kaçamaklarımdan da bahsettiğim için buraya yazmak istemediğim için yemediğim oluyor. Evet gerçekten bu kadar etkili bir motivasyon aracı oldu benim için.

Bu sabah farklı bir kahvaltı ile ödüllendirdim kendimi ve yine krep yaptım. Aslını isterseniz biraz da gereklilikten öyle oldu çünkü bu gün akşam işten çıkmadan bir şeyler yiyip öyle çıkmam gerek. Bu gün pilatese başlıyorum ve eve gittiğim gibi giyinip tekrar çıkacağım hiç vaktim yok, zaten öyle hemen yiyip de spora gitmek olmaz, aç gitmek hiç olmaz. O yüzden sabah kalktım krebimi yaptım, birini yedim birini paketledim yanımda getirdim. Bu gün sütte getirdim yanımda, meyveli yoğurdum da var. Allah değmeyin keyfime mamalarım çok bu gün ;)

24 Ocak 2011 Pazartesi

- Arkadaşlarrrr!!! Milka'nın nesi çıksa süper olurdu?

- Light gofretiii!!

Ofiste sıkılan insan yaratıcılığını kullanıp isteklerini böyle ortaya koyabiliyor :))