20 Aralık 2013 Cuma

Kahve Halim

Bu gün sevgili Bikini Projesi'nden ilham almak suretiyle yemekten sonra hayatımın ilk sade Türk kahvesini içtim.

Ben normalde Türk kahvesini şekerli ve bol kahveli severim. Bu gün şeker kısmını atınca kahveyi de normalinden biraz daha az koydum ve tadı da hiç fena değildi. Gerçi pişine kadar ortalığı toparlayayım derken kaptırmışım kendimi kahve pişmiş gitmiş aklıma geldiğinde soğuktan hallice ılık bir kahve ile ilk şekersiz Türk kahvesi deneyimimi tattım. Yarın sıcak versiyonunu da deneyeceğim inşallah.
Türk kahvesi dışında kalan kahvelere bakacak olursam; uzun zamandır Nescafe'yi bıraktım. Eğer içecek olursam da sadesini şekersiz içiyorum ancak içine süt veya Coffee-Mate gibi süt tozu cinsi şeyler koyunca mutlaka şeker istiyorum. Halbuki sade olanın sertliğiyle şeker ihtiyacı olması gerekirken gariptir ki tam tersi sade kahveleri şekersiz rahat rahat içerken sütlü cinsleri şekersiz içemiyorum... Filtre kahve de falan da aynısı oluyor. Diyette olup hafiflemem gerektiğin bu yüzdendir ki hep sade kahveler içerim, süt girdi mi işin içine tatlı olmalı diye...

Bu da böyle garip ve gereksiz bir bilgiydi işte, ilk sade Türk kahvemi içince detayları paylaşayım dedim.

Görüşürünk!

19 Aralık 2013 Perşembe

Her telden hallerim

Şimdi canlarım, koşuya devam edemedim.
O gün yorulmanın ötesinde soğuklardan dolayı boğazımda bir fena oldu.
Soğuklarda koşmanın bir sakıncası yok elbet soğuklarda da koşulabilir ancak koşuya başlangıç için ilk günün soğuk olması pek motive edici olmuyor.

Neyse bu arada ben pazartesi sabahı 79.1 kg çıktım.
80'e bir kala olduğumu görmek iyi hissettirdi baya (!)

Bu gün perşembe ve sabah 78.2 kg çıktım tartıda.
Bu üç gün boyunca bol bol iş görüşmesine gittim.
Sabahları kahvaltımı yaptım çıkmadan öğle yemeğimi yedim.
Çıkarken çantama çiğ badem koydum ve zaman, miktar göz etmeksizin çıkardım bir kaç tane ağzıma attım. Yollarda aç kalıp, açlık stresiyle iş görüşmelerine gireceğime badem yemeyi tercih ettim.

Bu kilo verme sürecinde Karatay'ı duydum kadının anlattıkları mantıklı.
Sonra Alkali'yi duydum baktım orada da mantıklı başlıklar var.
Ama ben hiç birini tek başına körü körüne yapamayacağımı anladım.

Alkali'nin limonlu suyu, Karatay'ın sağlıklı yağlara verdiği önem derken kendimce kendime bir düzen oturtuyorum.

Ekmek benim yemek düzenimde önemli bir yer tutmazdı ta ki yıllar evvel 1,5 ayda 6 kg verdiğim diyeti yapana kadar. Ondan sonra ekmeği her öğünüme katar oldum, Dukan yaparken de en çok kızarmış ekmeği özlemiş ve öylece bozmuştum. Şimdi de Karatay'da ekmeksizlik ve makarnasızlık beni korkuttu. Korktuğum bir şeyi yapamam. Beyaz pirinç pilavı olmadan yaşarım ama makarna yemek isterim. Onun da tam buğdaylısı çıkmış yersem onu yerim. Ekmeğin Tam Buğday Unlusunu yerim.


Yerim yani. Ama evde kocaman bir Nutella var onu yemem.
Başına nöbetçi dikerim yemem. Onun da garibi dolaptayken sürekli aklıma onu kaşıklamaktı ama sonra başına nöbetçi dikeceğim ayağına tezgaha çıkarınca sürekli gözümün önünde olunca daha az canım ister oldu. Şimdi her mutfağa girip çıkışımda bakışıyoruz ama benim aklımda onu kaşıklamak yok ;)

Ay neyse işte öyle böyle o kilolar veriliyor ve verilecek arkadaş!
Öpenink!

14 Aralık 2013 Cumartesi

Koşu Hali 1

O ayakkabılar alınınca koşuların başlayacağını biliyordum.
Sabah kalkınca koca bir bardak limonlu su içtim ve evde bulduğum uydurmasyon koşu kıyafetimle attım kendimi sokaklara.
İşler hiç de düşündüğüm gitmedi.
Kusura bakmayın da b.kum çıktı.
25 dak. planlarken 16. dakikada kendimi eve attım.

Bu gün biraz daha araştırma yapacağım ve yarın öyle çıkacağım sokaklara.
En azından başladım diye sevinmekteyim.
Öyle işte öptüm, görüşürüz.